Ayşenur’un Çizmeleri

Written By: admin - Şub• 15•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

cizme

Çizme hiç kimsenin ayağına girmedi; arızalıdır diye kenara ayırdık. Biraz sonra yardım haberini alan Ayşenur, koşarak okula geldi. Boynumuz büküktü, çizme arızalı diye…

Kurban Bayramı’na 15–20 gün kala, bir ilköğretim okulunda öğretmenlik yapan kuzenim ile görüştüğüm zaman, evde eski ve küçülmüş ayakkabıların olup olmadığını sordu. Okulundaki öğrencilerin maddi sıkıntılar çektiklerini ve hepsine yetişmek istediği halde buna imkân bulamadığını anlatırken, donup kalmıştım… Yaşadığımız kentte, burnumuzun dibinde ihtiyaç sahibi insanlar olduğunu doğrusu bilmiyordum. Ayrıca tek bir çocuğa götüreceğim eskimiş bir ayakkabı neye yarayacaktı?

Dışa vurmasam da bu konu beni oldukça düşündürmüş ve üzmüştü.  Bir hafta boyunca konuyu kimseye açmadım. Bir ara, işyerindeki oda arkadaşlarıma canımı sıkan bu olaydan bahsettim. İlk etapta eski ve küçülmüş bir ayakkabı yerine, üçümüzün birleşerek çocuğa yeni bir ayakkabı alma fikri hususunda bir karara vardık. Fakat hangi çocuğun veya çocukların gece yatmadan önce yaptıkları dua kabul olduysa, ilham meleği kulağıma küçük bir kampanya yapmamı fısıldadı. Arkadaşlarım da hemen bu fikrimi benimsediler. Üç arkadaş, çalıştığımız birimdeki herkese bu olaydan bahsederek kampanyamızı başlattık. Bir saat içinde 600 TL paramız oluvermişti. Bizim dışımızda gelişen bir şeyler olduğunu hissediyorduk ve bu işin bu kadar kolay olacağı aklımıza gelmemişti. Kuzenimi arayarak 600 TL paramız olduğunu, ihtiyaçlı çocukların ayakkabı numarasını ve cinsiyetlerini öğrenerek bana bildirmesini istedim.

Kuzenim bana 10 kız ve 10 erkek için ayakkabı numarası verdi; özellikle de 31 numara çizmeye ihtiyacı olan kız çocuğu için talepte bulundu. Ayakkabı dışında, kaban ihtiyaçlarından da bahsetti. O gün akşam, daire çıkışında ayakkabı pazarına gittik. Verilen numaralara göre ayakkabıları alırken, yaptığımız işin hayır işi olduğunu fark eden ayakkabıcı, kendisinin de o okulda okuduğunu ve kâr yapmadan bize yardımcı olacağını söyledi. Bu arada arkadaşım: “İçimden bir ses, listede olmasa da 2 çift 37 numara ayakkabı almamı söylüyor; şu ikisini de alalım.” derken özellikle talep edilen 31 numaralı süslü, şık mı şık, güzel mi güzel bir çizme de bize göz kırpıyordu. 200 TL ile 16 çift kız, 17 çift erkek ayakkabısı satın almıştık.

Bizim dışımızda bu işin olmasını murad eden İlâhi Merhamet, kampanya fikrinden yaklaşık 3 saat sonra paramızın sadece üçte biri ile 33 çift ayakkabı almamızı sağlamıştı. Ertesi gün okullar, birinci dönem yarıyıl tatiline ve Kurban Bayramı tatiline gireceği için, geri kalan paramızı da çocuklar tatile girmeden harcamamız gerekiyordu. Sabah erkenden, ortadireğe hitap eden bir mağazada üç arkadaş buluştuk. Orta yerdeki sobanın yanında, burnunun ucuna indirdiği gözlüğü ile yavaş bir tonda Kur‘an okuyan bir amca vardı. Ben tezgâhtar bayana, mağaza sahibi ile görüşmek istediğimi söyleyince, gayet saygılı bir tarzda: “ Buyurun benim; nasıl yardımcı olabilirim?” dedi. İnsanların bu tür kampanyalara bakış ve yaklaşım tarzı her zaman olumlu olmadığı için biraz mahcup, biraz sıkılgan bir tavırla elimizdeki para miktarını söyleyerek, bununla bize ne kadar kaban verebileceğini sorduk. O beyefendi, saygı ile elindeki Kur‘anı yerine bırakarak, bize tanesi 20 TL olan çocuk triko takımlarını 5 TL’ den vereceğini, 40–45 TL olan kabanları da 15 TL’ ye bırakacağını söyledi. Ayrıca kendisinin aynı gün akşamı Hac yolcusu olduğunu, bu vesile ile kendisine de hayır kapılarını açtığımızı söyleyerek, bizleri olabildiğince rahatlatan bir ruh ortamını oluşturdu. Birilerinin dualarına sadece vesileydik. Steyşın vagonlu otomobilim ile aynasını kullanamayacağım kadar eşya ile dolu olarak kenar mahalle okuluna doğru yol aldık. Sadece ayakkabı için başlattığımız kampanya, kaban, bayramlık kıyafet, pantolon, eldiven, çorap ve o akşam evimizden ve komşularımızdan toparladığımız az kullanılmış, çocukların anneleri için de temin edilen kıyafetler ile geniş çaplı bir kampanya havasında son bulmuştu.

Okulda ihtiyaçlı tüm çocukları bir odada topladık ve üç arkadaş, hepsini teker teker ellerimizle giydirerek, ihtiyaçlarına göre eşyaları sanki hepsi birer siparişmiş gibi “cuk” oturacak şekilde dağıttık.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

37 numaralı ayakkabılar ne olacak?” diye beklerken, bir kız çocuğu içeriye girip: “Biz dün yanlışlıkla 36 numara demiştik ama 37 olacaktı; uygun ayakkabı var mı ?” diye sorduğunda donup kaldık.

Ayşenur isimli 31 numaralı çizmenin sahibi kız çocuğu da o gün okula gelmemişti. Onun yerine ayağım 31 numara diyen 3–4 çocuğa bu çizmeleri denedik. Çizme hiç kimsenin ayağına girmedi. Çizme arızalıdır diye kenara ayırdık. Biraz sonra yardım haberini alan Ayşenur koşarak okula geldi. Boynumuz bükük idi çizme arızalı diye. “ Çizmeyi deneyelim, olmazsa ertesi gün değiştirip evine bırakırız.” diye aramızda konuştuk. Fakat bunların hiç birine gerek kalmadı çünkü 31 numaralı çizme, tamı tamına Ayşenur’un ayağına uymuştu. Yüce Allah, kendine açılan minik elleri boş çevirmemişti. Az kullanılmış kıyafetler de sanki ayarlanmış gibi öğrenci velilerine birebir uyuyordu. Sadece çocukları değil anneleri de memnun etmiştik.

Öğlen saat 13.30 olduğunda üçümüzün de sabahtan beri aç olduğunu, ne kahvaltı yaptığımızı ne de öğlen yemeği yediğimizi fark ettik. Arabamdaki poğaçaları, ellerimizi yıkamadan iştahla yedik.

Hepimizin boğazında sıkışan düğüm çözülmüş, yaptığımız işin maneviyatını hissederek üçümüz de ağlamaya başlamıştık.

 

*

Züleyha Türksoy

zuleyhaturksoy@hotmail.com

Bir önceki yazımız olan Aşk, “ben” değil, “biz” diyebilmektir başlıklı makalemizde altan beklentiler, aşk nedir ve aşk ve insan hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir