Beynimizin Öğrenmeyi Teşkil Eden Boyutu

Written By: Süper Beyin - Nis• 24•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

beyin

 

Bunca araştırmalara rağmen, belki de hakkında en az şey bilinen gizemli organ olan beyin, esrarını korumaya devam etmektedir. Uzmanlar, birçok kişinin, beyninin %4-8’ini kullanabildiğinden bahsetmektedir.

Beynin dış kısmını teşkil eden korteks, düşünme, konuşma, yazma, merak etme, öğrenme merkezleriyle zekâ ve hafızanın oluştuğu bölümdür. Bu merkezlerle dünya ile sürekli iletişim halindedir. Bu iletişimleri nöron denilen sinir hücreleri sağlamaktadır. Nöronlar, diğer nöronlarla sinaps adı verilen, yaklaşık 10.000 kadar bağlantı yapmaktadır. Hücre içerisinde oluşan mesaj, küçük bir elektrik akımı biçiminde hücre gövdesinden akson denilen uzun kısma, oradan da sinapslar aracılığıyla diğer sinir hücrelerine ulaştırılır. Bizi heyecanlandıran, ilgi ve istek uyandıran bilgiler, orta beyindeki hipokamp tarafından onaylanarak korteks üzerine kaydedilmektedir; bir bakıma bilgisayarın hard-diskine kayıt edilir gibi… Sahip olduğumuz, biyo-bilgisayarımız olan beynimiz, yaradılış itibariyle öyle programlanmıştır ki, programı iyi kullandığınız sürece yeni devreler oluşmakta ve kendi kendini geliştirmektedir. Kendinizi yormadan kolayca hatırladığınız bilgiler hücreler arası sağlam ve kalıcı bağlar sonucu ortaya çıkar. Uzmanlar, bilinçaltımızın, bilince hükmeden bağımlılık ve isteklerden kurtulamadıkça, beyin korteksinin sürekli başarısızlık üzerinde takıldığını söylüyorlar.

Üçlü Beyin” modelini keşfeden Paul Mac Lean’a göre, canlılarda beyin, üç kısımdan oluşmaktadır. Üçüncü kısım yani korteks sadece insanda vardır ve düşünme işlemlerinin yapıldığı yerdir. Burası insanı diğer canlılardan ayırır.

“Çok kısa süreli hafızamızdan kısa süreli hafızamıza geçen elektrik akımı bu hücrelerin yapısını değiştirerek bu hücrede ribonükleik asit (RNA) oluşumunu sağlarlar. Ribonükleit asit bu kısa süreli hafızamızda 10 ile 30 dakika arasında kalır. Bu bilgi ilgi alanımıza girmiyorsa bu süre sonunda RNA bozulur ve hücre eski haline döner. Eğer ilgi alanımıza giriyorsa o zaman RNA kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızamıza geçer. Uzun süreli hafızamıza geçen RNA doğrudan uzun süreli hafıza içinde var olan DNA’mıza bağlanır. DNA, RNA’nın bağlanmasıyla şekil değiştirirken RNA’nın taşıdığı bilgiler aminoasitler olarak bu hücreye kaydolur ve bu bilgiler artık sonsuza kadar bizimle beraber kalacaktır, hiç unutulmadan sonsuza kadar, biz unuttuğumuz zannetsek bile. İşte hafıza konusunda en önemli mesele budur. Çünkü yeni bilgi insanın DNA’sını değiştirmektedir. Yani bilgi beyne geldiğinde gerçek anlamda varlığı yokken, protein sentezi sonucu DNA’yı değiştirip varlığa bürünmektedir.”

 

Yüreğindeki Sen/Selçuk Alkan/Akis Kitap

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Kadın ve Erkek Evde Nasıl Konumlanmalıdır? başlıklı makalemizde evlilikte kadın ve erkek konumlanması, kadın ve erkek evde nasıl konumlanmalıdır ve mutfakta kadın ve erkek görevleri hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir