Dünyayı Değiştiren Mucize Kadınlar

Written By: Süper Beyin - May• 29•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Florence-Nightingale

 

Sadece birkaçını bu sayfalara taşıdık ama biliyoruz ki, aslında her kadın dünyayı değiştirir, her kadın bir mucizedir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne saygı duruşu niyetiyle dünya ve Türkiye tarihinden 15 başarılı ve sıra dışı kadına büyüteç tutuyoruz izninizle.

Jane Austen: Aşk ve Gurur, Emma, Aşkın Kitabı… Sinemada keyifle izlediğimiz bu eserlerin yazarı İngiliz romancı Jane Austen (1775-1817) dönemin kadınlarına ve hayatlarına ayna tutan eserleriyle tanınır. Konu ettiği incelikler ve ustaca kullandığı ironi kitaplarının günümüzde de büyük bir ilgiyle okunmasını sağlar. Kadın bir yazar ve şair olarak, döneminin kalıplarını yıkmış, üstün bir başarıya ulaşmıştır. Zekice kurgulanmış romantik aşk kitaplarını seviyorsanız Jane Austen’ı şiddetle tavsiye ederiz.

Virginia Woolf: İngiliz roman, hikaye ve deneme yazarı, eleştirmen ve Feminist Virginia Woolf, (1882-1941) modernist hareketin en önemli kişilerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Kullandığı farklı tekniklerle 20. yüzyıl roman türünün gelişimine büyük katkıda bulundu. Kendine Ait Bir Oda, Orlando, Mrs. Dalloway, Dalgalar önemli eserlerinden birkaçı. Sorgulayan ve bilinçaltının dehlizlerini ziyaret eden kitaplarsa tercihiniz, Virginia tam size göre.

Sylvia Plath: ABD’li şair ve yazar Sylvia Plath (19321963), şairin depresyon, cinsellik gibi kişisel ayrıntıları kullanmaktan çekinmediği gizdöküm akımının öncülerindendir. İlk şiiri 8 yaşındayken yayımlanan Sylvia, Cambridge Üniversitesi’nde eğitim gördü. Hayatı boyunca manik depresif bozuklukla yaşamasına rağmen bu hastalığından beslenerek son derece başarılı ve kışkırtıcı eserlere imza attı. Yarı otobiyografik bir roman olan ve depresyonu üzerine ayrıntılı bilgiler veren Sırça Fanus, Sylvia’yı yakından tanımanızı sağlayacak.

Marie Curie: Radyoloji biliminin kurucusu Polonya asıllı Fransız kimyager Marie Curie (1867-1934), Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla 1903 Nobel Fizik Ödülü ve1911 Nobel Kimya ödülü kazandı. Uranyumla yaptığı deneyler sonucu radyoaktiviteyi keşfeden bu mucize kadın, Toryum’un radyoaktif özelliğini buldu ve radyum elementini ayrıştırdı. Çalışmalarıyla bir çığır açan Curie, Nobel Ödülü’nü alan ilk kadın, bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanı olmuştur.

Emily Dickinson: ABD’li şair Dickinson (1830-1886), kısa süreli bir eğitimin ardından 32 yaşında tümüyle eve kapandı. Bu öyle bir kapanıştı ki, en yakın arkadaşlarıyla bile ölünceye değin bir daha hiç görüşmedi. Küçük odasında kendisini yazmaya vererek dünya edebiyatının en güzel şiirlerini bu odada kaleme aldı. Yaşamı sırasında sadece 7 şiiri yayınlandı, ölümümün ardından odasında bulunan 1.800 şiirinin tamamı yayınlanınca Amerika’da en sevilen şairlerden biri oldu.

Rahibe Teresa: Hayırsever faaliyetlerinden ötürü 1979 yılında Nobel Barış Ödülü alan Rahibe Teresa (19101997) Üsküp doğumlu Arnavut bir Katolik’ti. 18 yaşında rahibe olmaya karar verdi ve Hindistan’daki misyonerlik çalışmalarıyla tanınan Loretto Hemşireleri‘ne katıldı. Kalküta‘da St. Mary’s Lisesi’nde coğrafya ve temel Hıristiyanlık bilgisi dersleri verdi. 1950 yılında Vatikan’ın izniyle Hayırsever Misyonerler Cemaati’ni kurdu. 12 kişiyle kurduğu bu cemaat dünyanın 450 noktasında 4.000 rahibenin görev aldığı bir topluluk haline geldi.

Florence Nightingale: Dünya tıp tarihine melek kalpli hemşire olarak adını yazdıran İtalyan asıllı Nightingale (1820-1910), modern hemşireliğin kurucusudur. Daha küçük yaşlarda hastalara yeterince ilgi gösterilmediğini düşünüyordu. Bu hizmete atılmayı istese de ailesi izin vermedi; çünkü o dönem hastabakıcılık pek de makbul bir iş değildi. Ama o ayak diredi ve hastabakıcılığı saygın bir meslek haline getirmeye karar verdi. 1854 yılında Üsküdar’daki Selimiye Kışlası’nda, Kırım Savaşı sırasında yaralanan İngiliz askerlerinin tedavisini üstlendi. Savaştan sonra kendini ispatlamış bir hemşire olarak Londra’da hemşirelik okulu açtı. Liyakat Nişanı alan ilk kadın oldu. Bugün Şişli’de bulunan Hemşirelik Yüksekokulu’na onun adı verilmiştir.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Rabia Kadir: Doğu Türkistanlı iş kadını ve insan hakları savunucu Rabia Kadir, Uygur Türklerinin annesi olarak da bilinir. Çamaşırcı olarak girdiği iş hayatına, süpermarket kurarak devam etti. Artan iş imkanları üzerine işçi ihtiyacını, Uygur Türklerini işe alarak karşıladı. Urumçi’de Müslüman kadınları iş hayatına kazandırmak için ‘Bin Ana Projesi’ni yürüttü. Çin yönetimi, azınlıklar arasından çıkan ‘en başarılı kadın’ olarak onu örnek gösterdi. 1995-1997 yıllarında Çin yönetimine danışmanlık yaptı. Uygur kadınlarının kendi işlerini kurmasını destekleyen bir yardım kampanyasını yönetti. Forbes dergisi, 1994’te ülkenin en zengin 10 kişisi arasında onu da saydı. Hapse girdi, bu sırada birçok insan hakları kuruluşu tarafından desteklendi. 2004 yılında, Norveç tarafından ‘Rafto Barış Ödülü’ kendisine verildi.

Doris Lessing: 2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Doris Lessing’in eserlerinin temasını feminizm, cinsellik, kadın-erkek arasındaki dengeler, 20. yüzyılın siyasal ve toplumsal karmaşasında sıkışmış bireyler oluşturur. En çok okunan romanı Altın Defter, kadın hareketinin köşe taşlarından biri olarak görülüyor. Özgürlüğünüze düşkün bir kadınsanız ya da özgür kadınları tanımaya çalışan bir erkekseniz, Doris Lessing’in güçlü kaleminden dökülenleri mutlaka okumalısınız.

J.K. Rowling: O, Harry Potter’dan edindiği 1 milyar doları aşan servetiyle, bir kitap yazarak dolar milyarderliğine çıkan ilk kişi. Aynı zamanda İngiltere’nin en zengin kadını unvanına sahip. Tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından takip edilen efsane Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling, serinin ilk hikayesinin temellerini 4 saat rötarlı bir tren yolculuğunda atmış. Yemek aralarında, kafelerde büyücülük okulunda okuyan bu kahramanın hikayesini yavaş yavaş dokumuş. Fransızca ve Klasik Edebiyatlar eğitimi alan yazarın eseri, orijinal yapısı ve hayal gücüne sınır tanımayan olaylarıyla kısa zamanda best-seller oldu.

Elif Şafak: Türk edebiyat tarihinin en kısa sürede en çok satan edebi eserinin yazarı unvanına sahip. Tabi ki Aşk romanı ile… Ama ondan önce de hep best-seller kitaplara imza attı. ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olan Şafak İslamiyet, mistisizm, benlik arayışı konularını çarpıcı bir üslup, kelime cambazı bir dil ve zekice kurgulanmış hikayelerle ele alıyor. Son zamanların en üretken yazarlarından. Aynı zamanda efsunlu bir kalem ustası. Köşe yazarı olarak da okurun nabzını yoklamaya, romanlarının tohumlarını toplamaya devam ediyor. Hem bilgilenmek, hem de büyülenmek isteyenlere önerilir.

Betül Mardin: Türkiye’de halkla ilişkilerin temellerini atan ve bu konuda dünya çapında üstat kabul edilen bir hanımefendi. Arnavutköy Kız Koleji ve BBC Televizyon Kursu mezunu olan Mardin, 1995 yılında Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin (IPRA) başkanlığına kadar yükseldi ve bu göreviyle IPRA’nın ilk Türk Müslüman kadın başkanı oldu. Daha sonra aynı dernek tarafından kendisine verilen “Member Emeritus” unvanıyla dünyada sayılı kişide olan bu ödülü almaya hak kazanarak başarısını dünya çapında taçlandırdı. 85 yaşındaki Betül Hanım, sayısız ödülü yanında Amerika Halkla İlişkiler Derneği’nin “Yaşam Boyu Başarı” ödülünün de sahibi.

Nene Hatun: 20 yaşında gencecik bir gelinken 3 aylık bebeğini kundakta bırakarak ardına bakmadan düşmanla savaşmaya giden Nene Hatun, Türk kadının cesaret ve kadirşinaslığının timsalidir. 93 Harbi olarak anılan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Erzurum’daki Aziziye Tabyası’nın savunulmasında kahramanca çalıştı. Eşi cephede olan Nene Hatun’un ağabeyi bir gün önce cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti. Düşmanın Aziziye Tabyası’na girdiğini haber alan Nene Hatun, 3 aylık bebeğini emzirdikten sonra birkaç saat önce ölen ağabeyinin kasaturasını alarak sokağa fırladı. Erzurum’un her karış toprağında cephâne taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su dağıtarak, hizmetten hizmete koşarak destanlaştı, tarihe adını yazdı.

Frida Kahlo: Meksikalı Ressam Frida Kahlo (19071954) sıra dışı yaşamı ve resimleriyle fenomen olan bir kadın… 6 yaşında geçirdiği çocuk felci ve 19 yaşında geçirdiği trafik kazası sonrası tüm yaşamı korseler, hastaneler ve doktorlar arasında geçer. Omurgası ve sağ bacağında dinmeyen bir acıyla yaşamak zorundadır. Sıkıntısını ve acısını dağıtmak için resme yönelir. Yatağının tavanındaki aynaya bakarak oto-portreler yapar. Yürümeye başladıktan sonraysa sanat ve politika çevrelerine dahil olur. 32 kez ameliyat edilir ve sağ bacağı kangren yüzünden kesilir. Acılarını resimle dindiren Frida, acıdan ölümsüz bir sanat doğuran kadın olarak tarihe geçer.

Hz. Meryem: 33 yıllık kısacık hayatında tüm dünyayı etkileyen Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem dünyayı değiştiren kadınların başında gelir diyebiliriz. Babasız bir çocuk dünyaya getirmenin sonucu olarak dışlandı, aşağılandı, lanetlendi.  Ama o hep güçlü, hep dirayetliydi. Çünkü bir peygamber annesiydi. Oğlunun ayrılışının ardından onun öğretilerinin ve Hristiyanlığın yayılması için gereken faaliyetleri organize etti ve sonuçlandırdı.

 

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Sorunlarınızın Üstesinden Gelin! başlıklı makalemizde bilinçaltı telkinler, sorunlarınızın üstesinden gelin ve telkin cdler hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir