Geçmişten Günümüze Kadim Bilgelik Sırları

Written By: Süper Beyin - Mar• 28•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

1sufi

 

Eskilerde “Gizli ve Ulaşılmaz” olan evrensel bilgi, günümüzde merak eden, arayan, araştıran, ilgi duyanlar için her zamankinden daha fazlar gözler önünde artık. Bunlar aynı zamanda tüm insanlığın ortak mirası ve bazı temel soruların cevaplarını içeriyorlar. Kadim bilgelik sırları, ölmeden önce bilmeniz gereken sırlardır ve onları ne kadar erken öğrenirseniz o kadar engin bir hayat yaşarsınız. Böylece her yönden zenginliğe ulaşılabilir, maddi ve manevi dünya için sır kapıları önümüzde bir bir açılabilir.

Bu öyküler, Saabi bilgesi Hermason ile öğrencileri ve çevresindeki insanlar arasında geçmektedir. Öğretmen ve öğrenci arasında geçen konuşmalar, bilgelik sırlarına açılan bir kapı olacaktır sizler için.  Öyküler, okuyanlara ibret alacakları ve aydınlanacakları dersler vermektedir.

İyi Tavsiyelere Kulak Verin

Sultan Haffeni, iyi bir yönetici ve tenkitleri kabul eden çok kabiliyetli bir imparatordu. Bir defasında birine çok kızdı ve o kişiyi öldürmek istedi. Bir Saabi bilgesi olan Hermason, bunu yapmaması için onu ikna etmeye çalıştı. Fakat o fazla kızgındı, dinlemek istemedi ve kendi elleriyle o kişiyi öldürmeye çalıştı. Cesur Hermason, cesaretle birkaç defa onu durdurdu ve Sultan buna kızarak saraya döndü. Biraz zaman geçip sakinleştikten sonra, Hermason’u çağırdı ve ondan özür diledi. “Senin gibi bir bilge öğretmene sahip olduğumdan artık hiçbir şey için endişelenmiyorum.” dedi.

Bir başka seferde, Sultan bir saray görevlisine kızdı ve Hermason’un önünde o görevliyi kamçılama emri verdi. Hermason onu durdurmaya çalıştı ve: “ Sultanım, bu kişi şerefli bir kişidir ve bugüne kadar hiç hata yapmadı. Lütfen onu affedin.” dedi. Sultan, bu yalvarmayı dinlemedi. Hermason, yüksek sesle Sultan’a: “Sultanım, siz beni değerli bir kişi olduğum için en yakın yardımcınız olarak seçtiniz. Ben doğru olduğunu söylediğimde, siz beni nasıl dinlemiyorsunuz? Eğer şu anda yanlışsam, o zaman lütfen beni cezalandırın.” dedi. Hermason sözlerini bitirdi ve salondan ayrıldı. Sultan, hemen onu geri çağırdı, özür diledi ve kamçıyla vurmak istediği görevliyi de affetti.

Adil Olun

Bir gün sultana ait sarayda bir yangın çıktı ve iki salon yandı. Araştırma sonucu, olay yerinde saraydaki bir terzinin ütüsü bulundu. O terzi yangından sorumlu olduğunu kabul ettikten sonra tutuklandı ve cezalandırmak için saray mahkemesine götürüldü. Ana suçlulardan birisi olduğundan, terzi büyük ihtimalle ölüm cezasına mahkûm edilecekti.

O dönemde yargıçlık görevinde bulunan Hermason, bu terzinin yangından sorumlu olduğuna inanmadı; fakat saraya girme izni almadığından dolayı terzinin masum olduğunu kanıtlayamadı. Bu sebeple yangının sarayda nasıl yayıldığının bir resmini çizdirdi. Resimde, sarayda çok sayıda insanın yaşadığını ve birçok dar oda olduğunu gösterdi. Tahtadan yapılan duvarların yanında birçok soba bulundu. Zaman geçtikçe, duvarlar içindeki tahtalar çok kurudu. Hermason dedi ki: “Bu yangın, sadece bir veya iki gün içinde çıkabilecek bir şey değildir. Bu yangın galiba cennetten gelen bir felaket… Bunun için biz bu suçu terzinin üstüne atmamalıyız.” Sultan bunu kabul etti ve o terziyi serbest bıraktı. Hiçbirine ölüm cezası verilmedi.

Eğer tüm yargıçlar Hermason gibi iyi bir kalp ile suç sebeplerini araştırabilirse, suç işlemeyen kişiler nasıl suçlu olarak yanlışlıkla cezalandırabilir ki?

Taraf Tutmayın

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Hermason’un öğrencilerinin çoğu, Saabi ülkesine birkaç yüz kilometre uzaktan gelmekteydi. Öğrenci Masatha da onlardan birisiydi. Masatha, Kenan ülkesinden gelmişti. Hem genç olduğundan ve hem de yeni geldiğinden, henüz tek başına Hermason’un öğretilerini dinleme fırsatı bulamamıştı. Masatha’nın doğası fazla hassas olduğundan, sürekli Saabi ülkesinin yerlisi olmadığı için Hermason’un kendisine dikkat etmediğini düşünürdü. Ders verirken tüm öğrencilerine eşit derecede davranmasına rağmen, Masatha hâlâ Hermason’un onu sevmediğine kanaat getirirdi.

Bir gün Masatha, Hermason’un oğlu Bonho’ya: “Baban sana özel dersler verdi mi?” diye sordu. Bonho biraz düşündü ve dedi ki: “Hayır ama eğer gerçekten bununla ilgili bir şey söylememi istiyorsan, iki defa ders verdi diyelirim. Birinci defa, babam tek başına oturma salonundaydı. Ben hızlı bir şekilde iç bahçeden geçerken, babam bana: “Şiirleri ezberledin mi?” diye sordu. Ben hemen: “Hayır, henüz ezberlemedim.” diye cevapladım. Babam dedi ki: “Şiirleri öğrenmezsen, nasıl uygun bir şekilde cevap verebilirsin?” Ondan sonra ben dönüp şiirleri çalıştım. İkinci defa, babam iç bahçede yine tek başına kaldığında, yanından geçtim ve babam bana: “Görgü kurallarını iyice hatırladın mı?” diye sordu. Ben: “Henüz hatırlamadım.” diye cevapladım. Babam dedi ki: “Eğer görgü kurallarını iyice öğrenmezsen, sen nasıl tek başına her şeyi halledebileceksin?” “Bunu duyduktan sonra ben hemen dönüp, görgü kurallarını çalıştım. İşte bu iki defa, tek başıma onun öğretilerini duydum.”

Bunu duyunca Masatha kendi kendine mutlulukla dedi ki: “Ben bugün çok fazla şey elde ettim. Ben sadece ona bir soru sordum, fakat ondan üç şey öğrendim. Şiirler ve görgü kuralları hakkındaki öğretilerini, bununla birlikte dürüst ve yüce gönüllü karakterli bir kişinin adil ve bencil olmamasını. O kendi oğlu için bile taraf tutmayan biri.”

Disiplin Sahibi Olun

Hermason, bilgelik yolunda ilerlerken, gençliğinde bir sarayda veliaht-prens için çalışıyordu. Bu hikâye o döneme aittir. O daha genç bir insanken bile yeterince bilge biriydi.

Sultan kendi yerine geçmesi için oğlunu yetiştirmek ve sultanlığa hazırlamak için ona Doğu kentinde bir bölgeyi vermiş ve oranın prensi ilan etmişti. Hermason da prensin sarayında çalışan genç bir görevliydi.

Ancak prens, idaresinin daha ilk günlerinde bile yanlışlıklar içine düşmeye başlamıştı.  O zaman sarayda yönetici olan Hermason, yiyeceklerden sorumluydu. Prensin yaşam tarzını ve davranışını öğrendikten sonra, mutfak görevlilerine prensin yemeğini kısıtlama emrini verdi ve prense de bir rapor gönderdi. Raporunda şöyle yazıyordu: “Disiplinlerin Dauda Kitabı’na göre, bir prens yetişkin olduktan sonra, öğretmeninin sıkı kurallarını dinlemek zorunda olmayacak, fakat o mutlaka krala ait bir tarihçi tarafından gözetlenip denetlenerek idare edilmeli ve bu tarihçi, prensin tüm hatalarını tarihsel olarak kayıt altına almalıdır. Aynı zamanda prens, krala ait başka bir devlet lideri tarafından da gözetilip denetlenerek idare edilmeli ve bu kişi prensin yiyeceklerini kontrol etmeli. Eğer prens hata yaparsa, bu kişinin talimatıyla onun yiyecekleri kısıtlanmalı. Eğer prensin bir hatası veya yanlış davranışı varsa, krala ait tarihçi bunu kayıt altına almazsa veya yiyecekleri kontrol eden kişi, prensin yiyeceklerini kısıtlamaz ise, o zaman bu kişiler kendilerine ait sorumluluğu yerine getirememiş olacaklardır. Sultan, ahlakını ve erdemini geliştirmeye yardım edebilmemiz için bizi ücretle çalıştırmakta. Yakın zamanlarda, sen saraydaki devlet liderleriyle görüşmeyi kestin, fakat Doğu Sarayındaki kadınlarla her gün görüşüyorsun. Eğer böyle devam edersen, ahlakını ve erdemini nasıl geliştirebilirsin? Krala ait tarihçi bugünlerde yerinde olmadığından, yiyeceklerini kontrol eden ben, bir uyarı olarak yiyeceklerini kısıtlamak mecburiyetinde kaldım. Böyle yaparsam, hayatım riske girebilir, fakat Disiplinlerin Kitabı’na göre hareket etmeliyim!”

Prens, Hermason’un okuduğu ve yazdığı her sözü kabul etti. Prens çok mutlu oldu ve hatalarını kesin bir şekilde düzelteceğini ifade eden bir cevap mektubu yazdı.

Kısa bir süre sonra, saraydaki liderlerden biri emekli oldu ve görevi boş kaldı. İmparator birkaç lidere: “Oğlum çabasız iken, Hermason oğlumun yiyeceklerini kısıtladı. Hermason gerçekten sadık ve dürüst bir kişidir!” dedi. Bu yüzden imparator, özellikle Hermason’u o boş kalan göreve almak istedi ve bu görev onun eski görevinden çok daha yüksekti.

 

Gregory Mystery

 

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Obez Olduğumuzu Nasıl Anlarız? başlıklı makalemizde Obez Olduğumuzu Nasıl Anlarız, obezite ve obezite nasıl anlaşılır hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir