Geleceğin ve Geçmişin Kaderi: Şimdi

Written By: Süper Beyin - May• 08•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

saat gelecek

 

İş yerinde oturmuş, önünüzdeki dosyayı inceliyorsunuz. Bir anda sayfaları çeviren parmaklarınız bir sayfada takılıp kalırken, gözleriniz çevirdiğiniz sayfanın dışında bir yerlere kayıyor, donuklaşıyor, görüntüler netliğini kaybediyor ve zihninizin derinliklerinde tam olarak farkında olmadığınız bir anıya gidiyor, bazı görüntüler görüyor, konuşmalar duyuyorsunuz.

Kelimeleri anlamasanız bile bu bir tartışma, bir iç hesaplaşma ve bedeniniz o tanıdık ağırlık, baskı ve soğukluk duygusuyla doluyor yeniden. Ter içinde, bir anda zamandan ve mekândan koptuğunuzu fark ediyorsunuz ve hızla geri geliyorsunuz.

Beklide bu sayfaları okurken defalarca bunu yaşadınız. Tam olarak nereye gittiğinizin farkında değildiniz ve neden oraya gittiğinizi de bilmiyordunuz. Bekli de farkındaydınız ama hangi kelime, hangi cümle sizi oraya götürdü, onu bilmiyordunuz.

Bu ve buna benzer tabloları zaman zaman yaşarız. Çevremizde birilerinin söylediği bir söz, gördüğümüz bir şey; bizi farkında dahi olmadan, sayısını bilmediğimiz irili, ufaklı birçok anıya götürür.

Araba sürerken, televizyon izlerken, yemek yerken, tuvaletteyken, banyo yaparken, dişlerinizi fırçalarken, biriyle konuşurken, yürürken, balık tutarken, spor yaparken hatta bir kitap okurken sık sık geçmişe gidersiniz.

Oysa geçmiş öyle güllük gülistanlık bir yer değildir. Geçmiş, aksine fırtınaların koptuğu, başarısızlıkların yaşandığı, ezilmişliklerin, dışlanmaların, küçük düşürülmüşlüğün, hayal kırıklıklarının ve acıların olduğu, çatışmaların geldiği bir yerdir.

 

“ O gün bunu yapmasaydım, şimdi kim bilir nerelerdeydim.”

 

“ Hayatımda yaptığım en büyük hataydı o.”

 

“ Keşke farklı davranabilmiş olsaydım.”

 

“ Kim bilir şimdi her şey ne kadar farklı olurdu.”

 

“ Bana bunu nasıl yaptı?”

 

“ Bunu hiç hak etmemiştim.”

 

“ Eğer yaşıyor olsaydı…”

Bu cümlelerdeki üzüntüyü, sıkıntıyı fark edin lütfen.

Hepimizin sık sık içine düştüğü bu ruh hallerinin hiç biri şimdiye ait değildir. Şimdide suskunluk, pişmanlık, keşkeler, kayıplar yoktur. Bu duyguların hepsi geçmişe aittir.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Bu duygu ve düşünceler bizi boğar, esir alır. Hatalarımızı ve uğradığımız haksızlıkları düşünür ve bu düşüncelerin pençesinde kıvranıp dururuz, sanki onlardan hiç kurtulamayacakmışız gibi.

Bir çift konuşmaya başladığında, söz dönüp dolaşıp geçmişte bir birlerine yaptıkları yanlışlara, birinin söylediği ve diğerinin rahatsız olduğu bir cümleye, karşılanmayan bir beklentiye gelir.

Söz konusu olan hep geçmiştir ve geçmişe gidildiğinde ilk akla gelen şeyler hep olumsuzluklardır. İlk önce geçmişteki felaketleri, acıları anımsarız. Düşmanlık duygularımız, öfkemiz, öç duygularımız da geçmişte barınmaktadır.

Bunların hangisinden bu güne kadar fayda sağladık acaba?

Mutsuzluğun temel nedenlerinden biri de; içinde bulunduğumuz anın dışına çıkarak, geçmişe yaptığımız huzursuzluk ve tedirginlik dolu yolculuklardır.

Geçmişimizde hep olumsuzluklar mı var? Elbette hayır. Ama insanoğlunun tercihi çoğu zaman olumsuz olana gitmektir.

Arkadaşlarınızla ailece gittiğiniz bir piknikte oğlunuz ağaca çıktı ve uzunca bir süre sonra zorlukla aşağı indirdiniz. Boşa geçen saatlerinize ve harcadığınız o istek dışı enerjiye hayıflanmaya vakit bulamadan, çocuğu ağaçta bir böceğin ısırdığını, inerken de üstü başının yırtıldığını ve derisinde hafif çizikler oluştuğunu, halen korkudan titrediğini fark ettiniz.

Eğlenmeye gittiğiniz bu yerde daha başınıza ne geleceğinden habersiz, tadınız kaçmış bir şekilde, gece olmadan mangalı yakmayı düşünürken, arkadaşlarınızın çocuklarından haber alamadığını duyuyorsunuz. İki çocukta ormanı keşfe çıkmışlar ve kaybolmuşlar.

O günkü pikniği düşündüğünüzde ilk aklınıza gelen bunlardır, değil mi?

Bir arkadaşınıza yaşadığınız bu pikniği anlatırken ilk değindiğiniz şey; oğlunuzun nasıl sizden habersiz ağaca çıktığı ve daha sonra saatlerce onu indirmeye çalıştığınız olacaktır.

Bir bakın bakalım; bu düşüncelerin hangisinde manzaranın güzelliği, çamların kokusu var? Kuşların ötüşündense hiç söz edilmemiş. Ya bu olaylar başlamadan önce geçirdiğiniz keyifli saatler oraya gelirken duyduğunuz heyecan nerede?

Ara sıra eski arkadaşlarınızı hatırlar mısınız, özellikle can ciğer arkadaş olduklarınızı? Onlarla ayrılma nedeninizi de hatırlıyorsunuz, değil mi? Onunla yaşadığınız güzel anlardan önce, kavgalarınız ve yaşadığınız tatsızlıklar hücum ediyor beyninize, değil mi?

Zihnimizin, daha doğrusu bilinçaltımızın önemli bir görevi vardır. Bilinçaltımız bizi korumakla görevlidir ve bu sebeple ilk önce olumsuz olanı hatırlatır bize.

Bu koruma her zaman amacına uygun gerçekleşmez. Zaman zaman güzel bir olayı gölgeleyen, kara bir sis gibi olabilir. Yaşadığımız çok güzel anlar olmuştur ama olumsuzluk sisleri bu güzelliğin etrafını sarmış ve görünmesine engel oluyordur.

Geçmişte yaşadığımız güzellikleri hatırlama eğilimimiz sınırlıdır, çünkü geçmişte yaşanan güzel duygulara yaşanmış ve bitmiş gözüyle bakarız. Fakat geçmişte yaşanan olumsuzluklara karşı tavrımız maalesef aynı değildir.

Aynı olumsuzlukları defalarca teraziye koyar, tartar biçeriz. “Keşke şöyle söyleseydim, kahretsin neden bu düşünce o anda aklıma gelmedi”. Aslında olay olup bitmiştir ama zihnimizde halen devam ediyordur.

Elbette ki yaşadığımız olaylardan ders çıkarmalıyız ve bugünün sorunlarını bugün çözmeliyiz. Yarın çözmeye kalkarsak, yarın yaşayacağımız güzellikleri ve mutlulukları da sonsuz ve belirsiz bir geleceğe erteleriz.

Sorunları yaşadığımız anda çözmemiz, mutluluğumuzu, o mutluluğu yaşadığımız anda tatmamız gerekir.

Geleceğinde, geçmişinde kaderi şu anda belirlenir. Burada, şu anda yaptığımız bir olay, davranış, yarının geçmişini oluşturur.

Şimdiyi yaşarken; geçmişi düşündüğünüzde, yarının nasıl olacağını belirler, şekillendirirsiniz.

 

Müge Kasaroğlu

www.superbeyin.gencgelisim.com

 

Bir önceki yazımız olan İş Tarifi Önemlidir başlıklı makalemizde girişimci, girişimci nasıl olur ve girişimcilik hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir