Guru ve Bilgelik

Written By: Süper Beyin - Mar• 13•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

6.his 2

 

Bir gün bir adam gelecek

Ve bu adam

Benim Işığım ve Aynam olacak

J.L. Borges / Arjantin’in ünlü hikaye yazarı

Gurular dünyanın her yerinde

sonbahar yağmurlarıyla yerden biten mantarlar gibi

durmadan çoğalıyorlar. Gelirken kendi belirli

Düşlerini ve Geleneklerini de birlikte getiriyorlar.

Bunları başkalarına dayatıyorlar !..

J. Krishnamurti

Mavi Boncuk

Nasreddin Hocanın iki karısı varmış. Bir gün birini kenara çekip kendisine bir Mavi boncuk vermiş ve şöyle demiş:

“Al bunu sakla. Kimseye gösterme ve ortağına da sakın bir şey söyleme.”

Bir süre sonra diğerini kenara çekmiş, kendisine bir Mavi Boncuk vermiş ve aynı sözleri söylemiş.

Hocanın evde olmadığı bir gün kadınlar, Nasreddin Hocanın kimi daha çok sevdiği konusunda tartışmaya başlamışlar. Hocaya verdikleri sözü tutup birbirlerine Mavi Boncuktan söz etmemişler. Hoca akşam eve geldiğinde ona sormuşlar:

“Nasreddin Hoca, bize doğruyu söyle. Hangimizi daha çok seviyorsun?”

Hoca her ikisine de manalı manalı bakarak şöyle demiş:

        “Mavi Boncuk kimdeyse onu…”

Bu Nasreddin Hoca hikayesini nasıl yorumladınız?

İsmail Emre’nin yorumunu özetle sunuyorum:

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

“Tasavvufta bir Manevi Evlilikten söz ederler. Bu söz, hakikat Yoluna giren bir insanın iradesini bir mürşide tam bir teslimiyetle terketmesi demektir. Bu teslimiyetten sonra mürşit, onun can kulağına Hakikat kelamını söylemeye başlar. Kelamı söyleyen erkek, dinleyen dişidir. Bir kâmil, aklımızın Meryemine Hakikat Kelamını söyledikten sonra, akıl Meryemi gebe kalır. Ve zamanı geldiğinde Manevi İsa’yı doğurur.

Nasreddin Hoca kendisine manen bağlanan iki kişiye, zamanı geldiğinde rabıtayı öğretmiş. Fıkradaki Mavi Boncuk rabıtadır. Fakat onlar henüz çocukluk devresinde olduklarından birbirleriyle münakaşa etmişler. Birbirlerinin yürüdükleri Manevi Yoldan, geçtikleri manevi hallerden haberdar olmadıkları için münakaşalarını mürşitlerine kadar götürmüşler.

O da ikisini birden memnun edecek bir cevap vererek sorunu çözmüş.”

Kendiniz hakkında birçok bilgiler, sonuçlar, açıklamalar, çözümlemeler elde edebilirsiniz. Oysa ki Gizli Olan’ın farkında değilsiniz. Bilgi olarak adlandırılan açıklamalar, sonuçlar, sizin Gizli Olan’ı deneyimlemenizi engeller. Düşünün bir kere; Saflık olmadan nasıl bilgelik olabilir ki? Geçmiş ölmeden saflık kendisini nasıl yenileyebilir ki? Dolayısıyla kendini eğitmek, kendini öğrenmek bilgeliğin başlangıcıdır.

 Bilgelik kitaplarda değil, başka herhangi bir şeyde değil, ama kendi bencil, dar, bozulmuş, her gün tekrarladığımız, etkinliklerimizi anlamamızdadır. Yaşam üslubumuzu anlamamızdadır.

Bilgi düşünce ile bilgelik ise organik zeka ile bağlantılıdır.

Kendimizi saf farkındalıkla gözlemlemek, kendimizi ilişkiler aynasında öğrenmek, meditasyonda ben’in yokluğunu yaşamak, kendimizi eğitmek, hiçliği ve gücü deneyimlemek, nirvikalpa samadi noktasında hiçbir şey bilmemek, saf olmak, hiçbir tutum belirlemeden bakmak, gerçeği olduğu gibi görmek, bilgeliğin başlangıcıdır.

Yalnızca bilge insanlar kendilerine ve başkalarına zarar vermeksizin tek başına yaşayabilir. Bilgelik tek başınadır ama yalnızlığa götüren bir yol değildir. Soyutlanma ölümdür. Bilgelik geriye çekilmekte bulunmaz.

Bilgeliğe götüren tek bir yol yoktur. Çünkü bütün yollar ayrıdır, kişiye özgüdür. Her yol, doğası gereği, yalnızca soyutlanmaya götürür. Bu soyutlanmalara birlik, bütün, bir vb. dense de.

Gözlemci olmadan gözlem yapma denemesi, kendi düzenini, kendi tam dikkat duygusunu beraberinde getirir. Zihin gözlemci olmadan gözlemler. Olan ile ilgili olarak bütünüyle hareketsiz sabit kalır.

Zihin olandan kaçmak onu bastırmak onu çözümlemek, onu açıklamak için enerjisini tüketmemiştir. Kaçma, adlandırma, üstün gelmeye çalışma, bastırmaya çalışma, bir kalıp uydurmaya çalışma yoktur. Bunların hepsi enerji tüketimidir, israfıdır.  Enerji sarfedilmediğinde zihin enerjisiyle doludur ve olanı gözlemlemektedir.

Krishnamurti şöyle der: “İçsel Işığınız yanarken her ne yapıyorsanız doğrudur ve hakikidir. Bunu sağlamak ancak geçmişe bütünüyle ölmenize ve beyninizde tam bir düzenin kurulmuş olmasıyla mümkündür. Bu içsel Işık zekadır ve sevgidir.”

Bunların hepsini görebilmek, yalnızca hakikati görmek değil, bilgeliği de görmek demektir. Bu bilgelikten, gündelik yaşamda işleyecek ve karmaşa çıkartmayacak bir zeka çıkacaktır. Bu zeka her an işler. Bu benim zekam ya da sizin zekanız değildir.

Zihnin Dönüşüm Yolculuğunun en azından birazını birlikte yapabildik mi?

Dolayısıyla bilgeliğin başlangıcı kendinizi anlamanızdır.

Bir Bodisatva’nın, bir Zen Budist’in en yüce altı erdemi, Paramita’sı şunlardır:

Vericilik, Ahlaklı bir yaşam, Sabırlı olmak, Enerji dolu olmak, Meditasyon (her koşul altında zihin sakinliğinin sürmesi), Bilgelik.

Erdemlerin ve değerlerin bilgelikle bağlantısı nedir?

Erdemleri ve değerleri gündelik yaşamımızda uygulamaya başlarsak, bu da bir tür bilgeliktir. Raja Yoga’daki deyimiyle “çevremize güç ve ışık yaymaya başlarız”.

Krishnamurti’nin deyişiyle bu Bilgelik’ten, gündelik yaşamlarımızda işleyecek,  yüşüm üsluplarımızı değiştirecek, karmaşa ve çatışma çıkarmayacak bir Zeka çıkacaktır.

 

NLP İle Ruhsal Gelişim/Cengiz Erengil/Akis Kitap

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Meditasyon ve Zihnin Dönüşümü başlıklı makalemizde meditasyon, meditasyon ve zihnin dönüşümü ve zihnin dönüşümü hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir