Güzelliğin ve Çirkinliğin Ötesinde

Written By: Süper Beyin - Şub• 26•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

guzel-ve-cirkin

Bir insanın çirkinliği gerçek anlamda güzellikten ne kadar uzaksa, onu bu güzelliğe yaklaştırabilmek için yapılan müdahaleler de o ölçüde fazla olacaktır. Ama aslında gerçek üstünlüğün insanın kişiliğinde yani ruhunda olduğunu bilmek gerekmektedir. Bir insanın güzelleştirmek için yapılan müdahalelerde ölçüt, iç güzelliğin gerçekliğine aykırı düşmemekle başlar. Sonrasındaysa ancak kişilik ve karakterin destekleyebilmesine müsait bir yapıda olan güzelliklerde mükemmelliğe ulaşılabilme imkanı bulunabilir. Bu çeşit sözler size en başta olabildiğince sıradan ve dolayısıyla da saçma gelebilir. Ama asıl gerçek olan bundan ibarettir. Yaşamazsanız bilemezsiniz. Yaşanmadan bilinmeyen kavramlar, ancak bağımlı oldukları koşul ve şartların belirsizliği ile belirginleşebilirler. Yani öncelikle güzellik dediğimiz kavramın ne işe yaradığını bilmek gerekmektedir. Güzellik sevgiyi çağrıştırır. Bu sayede de aşkın başlamasında tetikleyici rol oynar. Ama aslında onun yaşanışındaki tek etken değildir. Sadece  bir sevginin daha üstün bir şekilde var olacağı umudunu ortaya koyar. Çünkü insan dış güzellikle ruhtaki kaliteyi aynılaştırmayı sever. Yani görünüşü güzel olanın kişiliğinin de kaliteli olacağı yönünde yaygın bir inanış vardır. Ama aslında böyle bir şart da kesinlikle yoktur. insanı böyle düşündüren, aşkın yaşanış mantığındaki hayallere dayanmışlıktır.

İçindeki sevgisizlikten yola çıkarak var olan sevme umudunun hep iyiye olan yorulmuşluğudur. Bu apaçık bir yanlıştır. Ve sonuçları itibari ile de bir insanı gerçekten büyük acılara sürükleyebilme olasılığını var edecektir. Güzel olanı sevme ihtiyacı, onun aynı zamanda da iyi bir insan olacağı varsayımından kaynaklanır. Ama aslında güzellik hayat içerisinde insana karşılıksız verilmiş bir üstünlük gibidir. Ve zaman içerisinde de mutlaka anlaşılması gereken bir tabiata sahiptir. Çünkü bir insanın yaşadığı ve anladığı her türlü ayrıntısı, öncelikle emek harcayarak elde ettiğidir. Emek, elde edilenin var oluş tanımını ortaya koymaktadır. Böylece hiçbir şey manasız bir şekilde tanımsız kalmayacaktır. Bu sebepten önce elde edip, sonra manasını anlamak çok daha zordur. Çünkü bu durumda üstünlüğün varlık sebebinde yanılmak ve aldanmışlıkla büyük yenilgilere uğramak daha muhtemeldir. İnsan kendisine doğrudan hediye edilmiş olanın kıymetini bilmez. Onun varlığının nimetlerinden faydalanır. Ama bunun için yeterince emek harcamamıştır. Dolayısıyla haline şükretmez. Ve üstünlüğün sorumluluğu, onu isteme ve sonrasında da buna bağlı bir emekle onu anlamakla birlikte gelişir. Bu sebepten doğrudan güzel olanın öncelikle ve acilen kendisini anlaması gerekmektedir. Bunun emeğini ve erdemini göstermezse, hayatta en çok kendi kendine yenilecek şekilde yanılacaktır. Güzellikle birlikte ona bir takım üstünlüklerin de yakıştırılması, güzelliğe bakanın hayat içerisinde zayıf kalmış olan yönlerini belirginleştirir. Çünkü bunun aslı zannetmektir. Ve bilgiye dayanamayan zannın temeli, cahilliğe dayanır. Cehalet ile insan, hayatta zayıf kalmış bir tabiatta olandır. Ve bu zayıflıklar, yaşanmış olan hatalara karşı sağlanmış uyumlardan başka bir şey değildir. Hata, yanlışa muhtaç olmakla mantıklı bir duruş kazanır. Kişi bilerek hata yapmaz. Mutlaka kendisi de onun bir parçasıdır. Sadece dış güzellikle bir insanı iyi ya da kötü bilen, sadece dış güzelliğe bağlı isteklerin tatminine dayalı bir hayata sahiptir. Güzellik, sahibi için bir varlıktır. Güçtür. Üstünlüktür. Bu sebepten yönetilmesi ve faydalı bir şekilde kullanılması icap eder.

Her güç, sorumluluk ister. Zira faydalı olabildiğinden daha fazla zarara uğratabilme yetisi vardır. İnsanın kendi güçlülüğüne karşı her zaman daha zayıf kaldığı, kaçınılmaz bir gerçektir. Bu sebepten hayatta doğrudan güzel olarak var olmuş birinin dış görünüşü ile uyumlu hale gelecek kadar üstünleşebilmesi şarttır. Çünkü ancak böylece o kişi kendisi ile çelişmeyen, ve tam olarak görünüşüyle uyumlu bir ruh haline erişecektir. Aksi halde sadece güzelliğinin faydalarıyla yetinen, sırf bu haliyle yetinilen biri olmaktan kurtulamaz. Oysa her insan aslında aklı ile vardır. İçerisinde akıl olmadan yaşatılmaya zorlanılan her türlü duruş, insan onur ve haysiyetine yakışmayacak bir bayağılıktadır. Benzer bir durum çirkinlik için de geçerlidir. Çirkinlik bir yokluk gibi görünür. Sanki eksiklik gibidir. Ve insanı doğuştan yenik kılar. Ama bununla mücadele etme gereğimi de en temelden ortaya koyar. Ve çirkin olanın mücadelesinde kazandığı an, asıl üstünlük iç güzelliktedir, varsayımını kendi varlığında ispatladığı zamandır. Bunun farkında olabilmek için dış görünüşün kötülüğüne aldırmayıp, her şeye rağmen kendiyle barışık olabilmek gerekmektedir. Çirkinseniz bu surum size bir sıkıntı verir. Ve inkar etmek, onu çözmez. Çünkü böyle davranarak bu halinizi önemsizleştiremezsiniz.

Sorunlarınızı bilerek isteyerek kabullenecek kadar cesursanız, cesaretiniz sizin gerçekten üstün bir insan olmanız konusunda yol gösterici olacaktır. Öncelikle kişiliğinizin kalitesini artırmanız gerekir. Bunun için hayatta size göre neyin daha önemli olduğunu belirleyebilmiş olmanız şarttır. Önem vermek, emek harcamaktır. Ancak doğru şeylere önem veriyorsanız, gösterdiğiniz emekle hayat sizi haklı bir başarıya eriştirecektir. Ya da başka bir deyişle haklı bir başarıya erişmek için öncelikle kendinize doğru bir hedef seçmeniz gerekir. Eğer çirkin bir insansanız değer yargılarınızın oluşumunda bu halinize tarafsız yaklaşabilmenizin gerçekten çok büyük rolü olacaktır. Sonuçta hayattaki sıkıntılara ancak dürüstçe bakabilen, onları sahiplenebilir. Ve insan bir sorunu çözmeden önce onu sahiplenmek zorunda olandır. Çirkinlik bir sorunsa, onu önemsiz kılacak şekilde var edilen artılar, gerçekten büyük başarıları ifade edecektir. Ve hayatta kimin hangi başlangıçtan nasıl bir sona erişeceğini de hiç kimse bilemez. Ama asıl olan iç güzelliktir. Ve o ancak akıl ile var olur. Çünkü özünde kendini bilmeyi zorunlu kılmaktadır.

 

Aytekin Mehmet Arslan,Ünlemler

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Kendini Keşfetmek İletişimden Geçer başlıklı makalemizde adem özbay, iletişim ve kendini keşfetmek hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir