Helen Keller Beynini Nasıl Kullandı?

Written By: Süper Beyin - Mar• 24•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Helen Keller in a 1929 photograph.

 

İnsan beyninin ne büyük mucizeler yarattığının canlı örneğiydi Helen Keller… 1880 yılında doğduğunda sağlıklı ve sevimli bir bebekti. Ancak henüz 19 aylıkken geçirdiği ve birkaç gün süren yüksek ateşli bir hastalık sonucunda görme, işitme ve konuşma yeteneklerini kaybetti. Görememek, duyamamak ve konuşamamak… İnsanı âdeta kara bir kuyuya hapseden bu rahatsızlık, onun dış dünyayla bağlantısını kopardı. 24 yaşına geldiğinde o artık üniversiteden mezun olan ilk sağır ve kör kişiydi. Mücadelesini, insan beyninin ve yüreğinin istenildiğinde neler başarabildiğini “Her Şey Su ile Başladı” isimli kitabında anlattı.

 

Bir buçuk yaşını henüz doldurmuşken böyle bir güçlükle karşılaşan küçük kızın konuşmayı öğrenmesi elbette çok zordu. Birtakım hırıltılar çıkarıyordu sadece. Durup dururken öfke nöbetlerine giriyor, tabakları kırıp döküyor ve odada kendisiyle birlikte olanlara saldırmaya başlıyordu. Birkaç doktor, kendisine zihinsel olarak hasta teşhisi koydu. Ömür boyu bir akıl hastanesinde kalması öneriliyordu Helen’in. Ailesi ise kızlarının zihinsel olarak hasta olduğunu hiçbir zaman kabul etmedi.

 

Küçük kız, beş yaşından sonra kendisinin diğer insanlardan farklı olduğunu anlamaya başladı.. Düşünebildiği, hissedebildiği halde görememek, duyamamak ve konuşamamak onu çileden çıkarıyor, kendisine dayanılmaz acılar veriyordu. Gittikçe daha da hırçınlaşmaya başladı. Sağı solu tekmeliyor, çığlık atıyor, kendisine yaklaşanları ısırıyordu.

 

Öğretmen Anne Sullivan’la Helen Yeniden Doğdu

 

3 Mart 1887’de küçük kız yeniden doğdu adeta. Artık yedi yaşındaydı. Ailesi Helen’e özel öğretmenlik yapması için genç bir bayan eğitmen tuttu: Anne Sullivan. Anne Sullivan anne ve babasını kaybetmiş ve kimsesizler yurdunda büyümüştü. Beş yaşında görme yetisini büyük ölçüde yitirmişti; ancak daha sonra geçirdiği iki operasyon sonucu normal baskıda hazırlanmış bir kitabı okuyabilecek kadar görebiliyordu.

 

Anne Sullivan, Helen’le iletişim kurabilmek için ona parmaklarla yazmayı öğreterek başladı işe. Helen için bir oyuncak getirmişti yanında. Bu hediye oyuncağı işaret etmek için oyuncak anlamına gelen ‘doll’ sözcüğünü Helen’in avucuna parmaklarıyla yazdı. Bir sonraki kelime ise kek (cake) oldu. Helen avuçlarının içinde öğretmeninin parmaklarını hissedebiliyor, parmaklarıyla yazdıklarını tekrar edebiliyor ama yazdıklarının ne anlama geldiğini anlayamıyordu henüz.

 

Bir gün, Helen’in elini akan musluğun altına tuttuğu bir anda, öğretmeni Anne Sullivan da diğer eline “su” sözcüğünün harflerini yazdı. İşte bu andan sonra müthiş bir gelişme başladı. Helen bir elinde hissettiği serin suyla diğer elinde hissettiği parmakların yazdığı “su” sözcüğünü ilişkilendirebilmişti. Bundan sonra müthiş bir gelişme başladı. Ansızın ortaya çıkan bu kıvılcımla dünyanın kapıları küçük kıza ardına kadar açıldı. Hocasından eline geçirdiği her şeyi kendisine hecelemesini istiyordu. Artık sözcükleri ve yazılımlarını büyük bir hız ve hevesle öğrenebiliyordu.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

 

Parmak Uçlarıyla Tanıştığı Yaşamı Bizden Daha İyi Tanıyordu

Helen Keller, 1888’de Körler Enstitüsü’ne başvurdu. 1890’da konuşmayı öğrendi ve 1894 yılında New York’taki körler okuluna gitti. Coğrafyayı öğretmeninin kırmızı çamurdan kendisi için yaptığı kabartma haritadan öğrendi. Redcliffe Koleji’ne başladığında Almanca ve Latince biliyordu. Daha sonra Fransızca ve Rusça öğrendi. Artık spor yapabiliyor, ata binebiliyor ve kâğıt oyunlarını başarıyla oynuyordu.

 

Pedagoji eğitimi aldı ve 1904 yılında 24 yaşına geldiğinde o artık üniversiteden mezun olan ilk sağır ve kör kişiydi. Mücadelesini, insan beyninin ve yüreğinin istenildiğinde neler başarabildiğini “Her Şey Su ile Başladı” isimli kitabında anlattı.

 

H. Keller, ışık ve sesten mahrum bir duyu hayatına sahipti; ama diğer algıları öyle güçlüydü ki karşısındaki insanın kişiliğini bile tartabilirdi. Londra’da bir parka girince, kokusundan orasının Green Park olduğunu anlamıştı. Kendisine gece ve gündüzü nasıl ayırt ettiği sorulduğunda şöyle cevap vermişti: “Gündüz hava ve kokular daha hafiftir. Atmosferde daha fazla titreşim ve hareket vardır. Gece daha derin ve hareketsizdir.” Üstün bir titreşim algısına sahipti ve bazı müzik parçalarını ezbere biliyordu.

 

Mark Twain’in 19. yüzyılın iki büyük kişisinden biri olarak tanımladığı Helen Keller’in nesillere örnek olacak yaşamı 1968 yılında sona erdi. Helen Keller, hayatı parmak uçlarıyla tanımıştı; ama eminiz ki hayat hakkında bizden çok daha fazla şey biliyordu.

 

KUTU:

 

Kör ve Sağır Bir Hayat Ustasından Işık Dolu Bir Yaşama Dair…

 

  • Bencillik ve şikâyet, zihni bulandıracağı gibi, sevgi de görüş açınızı berraklaştırır.
  • Yüzünü gün ışığına çevir. Böylece hiçbir gölge görmezsin.
  • En iyi eğitimli kişi, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır.
  • Dünya acılarla dolu olduğu kadar, bu acıları yenme gücüyle de doludur.
  • Her durum kendi içinde merak, şaşkınlık, karanlık ve sessizlik barındırır. Ve ben şunu öğrendim ki ben hangi durumda olursam olayım, memnun olacak bir şeyler bulabiliyorum.
  • İnanç, paramparça olmuş bir dünyanın ışığa ve aydınlığa kavuşma umududur.
  • Büyük ve önemli işlere imza atmayı çok isterdim. Fakat tek yaptığım, küçük işleri büyük ve önemli işlermiş gibi başarmak.
  • Şu fikir bana derin bir rahatlama hissi veriyor: “Görünen şeyler geçicidir. Görünmeyenler ise ebedi…”
  • Görebilmek ama hayal gücünden mahrum olmak korkunç bir şey olsa gerek.
  • Yaşamak çok heyecan verici bir iş… Hele hele başkalarının mutluluğu için sarf edilirse…
  • Bilim birçok hastalık için bir çare buldu. Ancak insanoğlunun duyarsızlığı için henüz bir ilaç bulunabilmiş değil.

Cemal Kondu

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Beyin Bedava… Peki, Düşünen Bir Beyin Kaça? başlıklı makalemizde beyin, beyin bedava ve Beyin Bedava Peki hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir