Her Derde Deva Motivasyon

Written By: Süper Beyin - Mar• 15•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

motivasyon

 

Motivasyon en önemli itici gücümüz deyim yerindeyse bizim yakıtımız gibidir.  Sebeplerimizi ve hedeflerimizi düşünmek, bunlara ulaştıktan sonra yapacağımız ve yapmak istediğimiz ile ilgili hayaller kurmak dahi faydalı olabilir. Başlangıçta bilgilerimizle  hayli somutlaştırdığımız hedeflerimizin içine bir parça hayal gücü katmanın kimseye zararı olmaz. Ya da  sıcak bir günde gölgeye çekilip bir parça istirahat pekala bir miktar güç toplamamız için zorunluluktur. İşlerinde verimi en üst noktaya taşımış büyük şirket kuruluşlarının tamamı çalışanlarının motivasyonu için bütün olanaklarını  seferber etmişlerdir. İşyerlerinde ücretsiz masaj ve hobi alanlarından tutun da, psikoloji kliniklerine kadar, üreteme artırmış olduğu deneylerle kanıtlanmış pek çok aktivite çalışanlara sunulmuştur. O halde kendi motivasyonumuzu için biz de bazı çözümler düşünmeliyiz. Bunun sabit bir formülü yoktur. Sevdiğiniz, hoşlandığınız veya sizi dinlendirecek, motive edecek  şeyleri siz tespit edeceksiniz. Ama bunu yaparken mola esnasındaki rehavete kapılıp gitmemeye dikkat etmelisiniz. Zira bu yolda çok da lüksümüz yoktur. Her ne kadar  defe doğru ilerleme sürece bir yarışmış gibi görünse de, hırsla koşmanın da ters bir etki yaratacağını söylemeli. Asıl demek istediğimiz ise yolculuğu ve eziyetli bir hal olmaktan çıkartmaktır. En az hedefe ulaşmak kadar oraya doğru kat etmiş olduğunuz her mesafe de size haz vermelidir. Biliyorsunuz ki, her çaba bir eziyet süreci değildir. Bilakis insan bazı eylemlerden büyük keyifler alır. Böylece kendimize kattığımız moral ve motivasyon gücüyle derlenip toparlanıp aynı kararlılıkla yolumuza devam etmiş oluruz. Zaten şunu da göreceksiniz ki belli bir masafeyi aştığınızda, hedefe gittikçe yaklaştığınızda motivasyonunuz da aynı oranda artacaktır. Bu yüzden motivasyon faktörü en çok da yolculuğun ilk anlarında bize en çok gerekli olan unsurlardan biridir.

Motivasyon çalışmasında son adım planlamadır. Odaklanma bir hedef belirlemekse, planlama bu hedefe günden güne çalışarak ulaşmak demektir. Planlama eksikliği motivasyonu öldürür, çünkü bir sonraki hamlenizde ne yapacağınızı bilmemek sizi her an sıkıntıya sokabilir.

Anahtar sizi başarıya ulaştıracak aktiviteleri sıralamaktır. Her hedef için ödenmesi gereken bedeller olduğu açıktır, bu bedeli en aza indirmek en uygun yoldan yaparak mümkün olur. Yapmanız gereken tüm işleri sıraya dizin, bu sıra işlerin size getireceği faydaya göre olmalı. Daha sonra bunları bir zaman çizelgesine dökün, böylece ne zaman büyük dönüşümler, ne zaman hafif işler yapacağınızı belirleyebilirsiniz. Örneğin bu sitedeki gibi yazılar yazmak için bir blog sitesi açacak bir insan, aşağıdaki gibi basit bir listeyle başlayabilir.

İçerik yazmak,benzer konuları araştırmak,benzer amaçları güden  kişilerle bağlantı kurmak, konumlamaya itina göstermek, benzer blokları takip etmek….

En önemli maddeleri sürekli güncel tutmak, enerjinizi verimli kullanmanızı sağlar. İyi bir hatırlatıcı olmadan, tüm gününüzü boş harcamak olasıdır. Diğer blogları okurken, başka sitelere de girerek saatlerin nasıl geçtiğini anlamayabilirsiniz. Emaillerinizi kontrol ederken yeni bir oyun keşfedip tüm gün ona takılabilirsiniz. Tüm bunlardan kaçınmak için yazdığınız maddeleri sürekli size hatırlatacak bir yöntem bulmalısınız.

Ben motivasyonumu kaybetmeye başladığımda hemen iki aktivite yapmak için plan yaparım. Bunlardan birincisini kolay ve kısa vadeli, diğerini daha zor ve uzun vadeli olarak seçerim. Kolay olanını hemen yapıp pozitif yönde elde ettiğim başarının devamı olarak diğer maddeyide yerine getirmek için çalışmaya başlarım. İnsanlar her zaman en ağır işlere başlamak için hazır olmayabilir. Bunu kendinize göre küçük adımlar şeklinde planlarsanız işlerin ne kadar kolaylaşacağını göreceksiniz.

Kötü şans, yorgunluk ve  hatalar kaçınılmaz olarak sürekli karşımıza çıkarlar. Eğer kendi disiplininizi oluşturmazsanız bu küçük dalgalanmalar büyür ve asla alt edemeyeceğinizi düşünmeye başalrsınız. Bu 3 motivasyon öldürücü davranıştan kendinizi koruyabilirseniz, motivasyonunuzu sağlıklı bir şekilde koruyabilirsiniz.

. Motivasyon başarılı bir yaşamın anahtarıdır. Yaşamda başarılı olmak için,öncelikle ne yapacağımızı bilmemizi sağlayacak bilgeliğe nasıl yapacağımızın bilgisine ve bunu gerçekleştirmek için de iç motivasyona ihtiyacımız vardır. İçten motive olan kişi düşünceyi eyleme dönüştürür, hedeflerini belirler ve onlara ulaşmak için harekete geçer.

Kişinin motive olabilmesi için öncelikle kendine güvenmesi şarttır. Kendimize biz inanırsak başkaları da inanır ve güvenir. Kendine inanmak; özgüvenin dingin ve huzurlu bir aklın anahtarıdır.

İçimizde birçok gizli yetenekler vardır ve bu gizli yetenekler kullanıldığında mucizeler yaratabilirler. Motive olarak bu gizli yeteneklerimizi açığa çıkarmak mümkündür. Amaçlarımıza ulaşmanın temel koşulu olumlu düşünmedir. Bu olumlu düşünme eyleme geçmek için ateşlenmelidir. Bunun için gerekli olan kıvılcım coşkudur. Motivasyonun düzeyi coşkumuzla orantılıdır. Eylemi kendini motive etmenin motoru olarak düşündüğümüzde, coşku bu motorun yağıdır.

İş  yaşamı  açısından motivasyon, kişilerin çalışmayı başlatmalarını, sürdürmelerini ve görevlerini istek ve coşkuyla yerine getirmelerini sağlar. Yapılan araştırmaların bazıları, amaçların belirlenmesine çalışanların dahil edilmesinin en güçlü motivasyon faktörü olduğunu işaret etmektedir. Dolayısıyla, kurum içinde verimi yükseltecek en önemli adım, çalışanların amaçların saptanmasının yanı sıra bazı kararlara katılmalarını sağlamak olabilir.

Ekip liderinin sorumluluğu birlikte çalıştığı kişilere iç motivasyonlarını yüksek tutmaları gerektiğini ve bunun kendi sorumlulukları olduğunu hatırlatmaktır. Bu nedenle, liderin kendisi düşük motivasyonlu olmamalıdır.

İyi bir bellek, yaratıcılık, bilinç ve bilinçaltında istersek geliştirip açığa çıkarabileceğimiz diğer gizli güçlerimizdir. Bilinç akıldır. Düşünmemizi sağlar, gördüklerimizi kaydeder ve kararlar verir. Bilinçaltı ise bilincimizin aldığı tüm bilgilerin deposudur. İstek ve heves ne kadar büyükse bilinçaltının harekete geçmesi için giden sinyal de o kadar güçlü olur.

Yaşamda sürekli olan tek şey değişimdir. Kendini motive eden kişi; gelişmeye açıktır. Gelişmenin değişme olduğunu ve değişmenin de bilinenden bilinmeyene atlayarak riskler içerdiğini kabul ederiz. Değişmeyen hiçbir şey gelişemez. Değişime uyum sağlayanlar, kazananlardır. Değişime uymayanlar gelişemezler ve düşünsel ve fiziksel olarak ölürler.

Başarılı bir motivasyon için enerjiye gereksinimimiz vardır. Ve ancak sağlam bir vücut bizi enerji, uyumluluk ve mutlulukla ödüllendirecektir. Sağlığın bütününü yalnız vücut değil akıl ve ruh da içerir. Bu yaklaşım,her insanın kendine özgü olduğunu kabul eder. Herbirimizin fiziksel, düşünsel ve ruhsal açıdan formumuzun doruk noktasına ulaşmak için en iyi yolu keşfetmemiz gerektiğini belirtir. Kişilik çoğu zaman başkalarıyla iletişim kurma tarzımız olarak düşünülür. “Yankılanan etki” ise kişiliğin temel bir yönüdür. İnsanlara onların bize davranmalarını istediğimiz şekilde davranmalıyız. Motivasyon, başkalarını bizim için bir şeyler yapmaya teşvik eder. Başarılı olmak için insanların yardımına gereksinimimiz vardır. Çünkü kendi başımıza amaçlarımıza ulaşmamız imkansızdır. Kendimize değer vermiyorsak çevreye saygı gösteremez ve olumlu iletişim kuramayız ve buna göre iletişim kendimizi başka bir kişinin düşüncesine yansıtmaktır.

 

 

Önemli bir savaş sırasında Japon bir komutan askerlerinin sayısının düşmanlarınkine kıyasla çok daha az olmasına rağmen saldırıya geçmeye karar verir. Ordusunun kazanacağına olan güveni tamdır. Ancak, askerleri zafer konusunda oldukça kaygılıdır. Komutan dahice bir  plan  oluşturur:Savaş alanına doğru ilerlerken, yol kenarındaki bir tapınakta durup hep birlikte dua ederler. Daha sonra komutan cebinden bozuk para çıkararak ?Şimdi yazı-tura atacağız. Eğer tura gelirse, biz kazanacağız, ama eğer yazı gelirse kaybedeceğiz, kaderimiz böylece ortaya çıkacak? der.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Bozuk parayı havaya atar ve herkes sabırsızca paranın yere düşmesini bekler. Tura gelmiştir. Askerler çok sevinirler; kendilerine olan güvenlerini toplamışlardır. Bu coşkuyla düşmana saldırır ve savaşı kazanırlar. Bir süre sonra yüzbaşı komutanının yanına gelerek onun kehanetini takdir edercesine, ?Kimse kaderi değiştiremez? der. Bunun üzerine ?Haklısın? der komutan, iki tarafı da ?tura- olan parayı göstererek…!!

Hepimiz hikayede yazdığı gibi zor durumlarla karşı karşıya kalmışızdır.Çoğu zaman karar vermek ve harekete geçmek için bazı yönlendirilmelere ihtiyaç duymuş ve sanki içimizde bizi biz yapan ve harekete geçmemize yardımcı olacak o gücü hissetmekte zorlanmışızdır.

Burada asıl önemli olan o gücü ne zaman ve hangi koşullarda hissettiğimizdir aslında.Şöyle bir gözlerinizi kapayın.Hayatınızda gerçekten bir işi başardığınız aklınızda yer etmiş geçmişinizdeki o günleri hatırlayın.Örneğin okul yıllarınızda çok büyük bir kalabalığın karşısında yaptığınız konuşmayı hatırlayın.Veya ilk flörtünüze çıkma teklifi yaparken yaşadığınız heyecanı ve her şeye rağmen tüm heyecanınıza ve hata yapma korkunuza rağmen ona çıkma teklifi ettiğiniz günü hatırlayın.Ve her iki örnekte de başarıya ulaştığınız zaman içinizde hissettiğiniz iç huzuru hatırlayın.Ne kadar mutlu olmuştunuz değil mi?

Şu bir gerçek ki hayatta elde ettiğimiz başarıların hiçbiri tesadüfler sonucu kazanılmamıştır.Yani burada önemli olan nokta bizim başarılı olmak ve kazanmak için kadercilik oyunu oynamayıp bu kaderi oluşturabilmemiz için bir ön hazırlık yapmamız, çabalamamız, başarma içgüdüsüyle harekete geçmemizdir.
Bazen, sanki bir şeyler sesimizi keser; beğenilmemek korkusu, dışlanma kaygısı, süregelen düzene boyun eğmişlik ya da yoğun bir yetersizlik hissi, vs. gibi olumsuz öngörüler duygu ve düşüncelerimizi pek az açmamıza ya da hiç açmamamıza neden olur.

Özgüveni gelişmemiş bireyler kendilerine bir görev verildiğinde, ya da karşılarına başarmaları gereken bir durum çıktığında, bu durumdan kaçmaya çalışabilirler hatta mümkünse bu işleri başka arkadaşlarına, dostlarına yaptırmaya gayret ederler. Mahcubiyet duygusunu yaşamamak için bu çeşit riskli durumlardan sürekli uzak dururlar. Peki böyle bir durumdan kurtulunması için ne yapılması gerekir?

Esasında özgüven konusundan bahsederken özgüvenin tanımını yapmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.Özgüven kendimizle ile ilgili olumlu

ve pozitif duygular geliştirmemiz sonucunda ortaya çıkan harekete geçme gücü şeklinde düşünülebilir.Ayrıca özgüveni yine iç ve dış özgüven olarak ta ikiye ayırabiliriz. . İç özgüven, kendimizle ilgili hissettiğimiz memnuniyet ve kendimize dair inancımız, dış özgüven ise dışarıya kendimiz hakkında verdiğimiz görüntü ve insanlarla olan iletişimlerimizde farklı duygularımızı ifade edebilme becerimizle ilgilidir.

Bizler toplumda yaşayan bireyler olarak hem iç hem de dış özgüveni farkında olarak ya da farkında olmadan çoğu zaman kullanırız.Bunlar arasında da zaten çok iyi bir dengenin kurulmuş olması gerekir.

Eğer iç ve dış özgüveni dengeleyemezsek sağlıksız bir iletişim kurmaya başlarız ki bu da bizim ilişkilerimiz olumsuz bir yönde etkiler.Keza bu durum çoğu zaman bizlerin bağımsız birer fert olmasını engellediği gibi bizlerin sadece yakınımızdaki topluluğun bizi iteklemesiyle harekete geçirmesi ya da toplumla çatışma topluluğa ters düşme şeklinde olumsuz sonuçları görülebilir.
Özgüven konusunda temel nokta bizi harekete geçiren bu gücün ne kadar sağlıklı ve gerçekten ne kadar olumlu ve pozitif olduğudur.Çünkü özgüvenin temelinde insanın pozitif olma duygusu yatar.Eğer bir durumla ilgili negatif düşünceleriniz ne kadar fazlaysa o durumla ilgili iş yapma kapasiteniz de o oranda azalacaktır. Kısacası o işi yapmak istemeyeceksiniz ya da mecbur olduğunuz için yapacaksınız.Bu da sizin o işten alacağınız verimi ve başarıyı haliyle düşürecek. Hangimiz başarmayı yürekten istediğimiz bir konuda çok çalışıp ta kaybetmiş ki.

Özgüven konusuyla, hayattaki başarılarımızın doğru orantılı olarak birbirini tamamladığı göz önünden kaçırılmaması gereken bir nokta.Bizler başarılı olduğumuz, üzerinde defalarca alıştırma yaptığımız bir konuda daha az hata yapma olasılığına sahibiz.Sizlere hata yapmayacağımızı söylemiyorum ama gerçekten böyle bir durumda heyecanımızı daha iyi kontrol ettiğimiz için daha başarılı oluruz.Çünkü biz önceki yaşantılarımızla, birer deneyim kazanmış ve artık tecrübe sahibi olmuşuzdur.

Dolayısıyla herhangi bir konuda ne kadar çok çalışırsak ve başarılı olursak özgüvenimizde o oranda artmakta diyebiliriz
Biz insanların en çok yaptığı hatalardan biri bir başarısızlıkla karşılaştığımızda o başarısızlığımızın sonucunda kendimize olumsuz ifadelerde bulunmamızdır.

Bunu biraz açarsak hepimiz zaman zaman ?Ah ben ne beceriksizim?, ?benden adam olmaz?, ?zaten şu işi başarsaydım alim olurdum? vb. bir sürü olumsuz yükleme yapmışızdır kendimize.Esasında bu yüklemelerimiz bizlerin gelecekte ki hayatında gerçekten pahalıya mal olmakta.Bizleri pasif , çekinden, özgüveni olmayan, arka planda kalmayı tercih eden bireyler haline getiriyor.Her şeyden korkar oluyoruz ve içimizde bulunan girişimcilik ruhunu yok ediyoruz.

Bütün bunların yanı sıra kendi olumsuz varsayımlarımızla beslediğimiz ?yıkıcı? düşünce yapılarımızı yenmek için bazı ?onarıcı? teknikler de var:

Güçlü yönlerimizi belirlemek ve onların üstünde daha çok durmak: Denediğimiz her yeni şey için kendinize şans tanımalıyız. Önemli olan elde edilen sonuç değil, bu yolda harcanan çabalardır. Bu yüzden kendimizi takdir etmeyi bilmeliyiz.

 

Ancak Sürekli motivasyon sağlamak zorlu bir iştir. İnsan doğası gereği sürekli negatif düşünmeye, gelecek hakkında endişelenmeye programlanmıştır. Herkes sıkıntı ve depresyonla karşı karşıya kalabilir. Burada ayırıcı unsur ne olursa olsun yolumuza devam edebilme becerisidir.

Motivasyon eksikliğinin bilinen kolay bir çözümü yoktur. Üstesinden geldikten sonra bile, tekrar kısa süre içinde aynı sorunla karşılaşabilirsiniz. Burada önemli olan düşüncelerinizi anlamak ve duygularınızı nasıl yönlendirdiğini çözebilmek. Böylece negatif olanları elemeyi ve motive edenleri geliştirmeyi öğreneceksiniz, yaptığınız işe odaklanacak, çöküntüye uğrayacağınızı anladığınızda hemen müdahale ederek işlerin daha kötüye gitmesini engelleyeceksiniz.

 

Devi Uyandır/Lilay Koradan/Akis Kitap

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Guru ve Bilgelik başlıklı makalemizde bilgelik, guru ve guru ve bilgelik hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir