Mübalağa

Written By: Süper Beyin - Nis• 26•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

akıl defteri

Meşhur Hattat Mustafa Efendi mübalağaya ehemmiyet verenlerdendi. Bir gün sohbet meclisinde tekellüm eylerken şöyle der:

– Dün gece oturup sabaha kadar Kur’an-ı Kerim yazdım!

Bunu duyan muhatabı aynı yönteme tevessül eder, abartılı bir karşılık verir.

– Geçen Ramazan, Boğaz’da oturan bir arkadaşıma iftara gidiyorum. Öyle bir fırtına çıktı ki dalgalar kayığı alıp sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Biz böyle bocalarken iftar oldu. Ben de sigaramı minarenin kandillerinden yakarak orucumu bozdum.

İzzet Efendi kendini tutamaz ve bağırır:

– Yalan!

Arkadaşı taşı gediğine koyuverir:

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

– Eğer yalansa dün akşam sabaha kadar yazdığın Kur’an çarpsın!

 

Bize burada ne demek düşer aziz okuyucu? Bozacının şahidi şıracı.

 

Bitti mi? Hayır. Öyle mübalağayı terk etmek yok hemen . Size bir de lahana hikayesi anlatma lüzumu hasıl oldu. Her ne kadar anlatılan ölçülerde lahana görmesek de bu, mübalağanın taşkınlık mertebesine müncer. Neyse siz önce okuyun sonra karar verin, belki yaşadığınız muhitte böyle lahanalar vardır.

 

Anlatacağımız hikaye, değerli hemşehrim Dursun Gürlek’in “Çınaraltı Kitap Sohbetleri” adlı kitabında mevcut. O da ‘Külliyat-ı Letaif’ten nakletmiş.

 

Mehmet Akbulut

Bir önceki yazımız olan Düşünce Dünyamızın Sağlığımıza Olan Etkisi başlıklı makalemizde Düşünce Dünyamızın Sağlığımıza Olan Etkisi, düşünce gücü ve düşünce sağlığı nasıl etkiler hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir