Ruhsal Varlığımız

Written By: Süper Beyin - Nis• 20•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

3

 

“Kendinizi ortalıkta dolaşan bir et yığını sanıyorsanız, yeniden düşünün. Siz spritüel bir varlıksınız! Daha geniş bir enerji alanında işleyen bir enerji alanısınız.” James RAY

Prof.Dr. John Polkinghorne şöyle diyor:

“İçimde bir gerçek ben var ve altmış yıl önce okula başlayan kısa pantolonlu çocukla bugünün olgun bilim adamını birbirine bağlayan tek şeyin bu gerçek “ben” olduğuna inanıyorum. Bu gerçek benin bedenimin bir parçası olmadığı kesin… Zira yediklerim, içtiklerim, sevinçlerim, üzüntülerim bedenimi sürekli değiştiriyor. Beş yıl önce bedenimde bulunan atomların pek çoğu artık benimle değil… Aradaki sürekliliği sağlayan şeyin, bu sonsuz karmaşanın akışını düzenleyen “gerçek ben” olduğunu düşünüyorum.”

Düalizmin önde gelen temsilcilerinden Descartes’e (1596-1650) göre ruh, zihni temsil eder, düşünme yeteneğine sahiptir ve maddesizdir. Ayrıca bu ruh madde gibi (beden) geçici bir şekillenim değildir. Ruh ölümsüzdür ve bu maddi dünyaya ait değildir. Beden ise maddedir, mekanik ilkelere göre çalışır

İmam-ı Rabbani buyuruyor ki:

“Allahü Teâlâ, insanın ruhunu bilinemez şekilde yarattı. Ruh, madde değildir, belli bir yeri yoktur. Ruh, bedenin ne içinde, ne dışındadır, ne bitişik, ne ayrıdır. Yalnız onu varlıkta durdurmaktadır. Bedenin her zerresini diri tutan ruhtur. Bunun gibi, âlemi varlıkta durduran Allahü Teâlâdır. Allahü Teâlâ, bedeni ruh vasıtası ile diri tutmaktadır. “(Mektubat Tercümesi)

Kınalızade Ali Efendi ise ruh konusunda şu sözleri dile getirmekte:

“Aklın erdiği bilgileri anlayan, his organlarından beyne gelen duyguları alan, bedendeki bütün kuvvetleri, hareketleri idare eden, kullanan ruhtur. Ruh, göz vasıtası ile renkleri, kulak ile sesleri kavrar, sinirleri çalıştırır. Adaleleri hareket ettirir, böylece bedene iş yaptırır. Böyle işlere ihtiyari yani istekli işler denir. Aklı kullanmak düşünmek ve gülmek gibi şeyleri yapan ruhtur. Ruh parçalanmadığı ve parçalardan meydana gelmediği, yani mücerret olduğu için, hiç değişmez, bozulmaz, yok olmaz. Ruh bir sanatkâra benzer. Beden bu kimsenin elindeki sanat aletleri gibidir. İnsanın ölmesi ruhun bedenden ayrılmasıdır. Bu da sanatkârın sanat aletlerinin yok olmasına benzer.” ( Ahlak-ı Alai)

Gazali ise ruhtan şu şekilde bahsetmekte:

”Ruh bedende iken, herhangi bir uzuv, mesela insanın bir ayağı felç olsa, ruh bu ayağa tesir edemez, onu harekete geçiremez. Ölüm ise, bütün uzuvların felç olmasına benzer, ancak ruh, bedenden ayrılınca, müstakil olarak yine bilir, görür, anlar, sevinir, üzülür, bu halleri yok olmaz. Bu hâli, bütün ruhlar yok edilinceye kadar devam eder. Herkes dirilince, her ruh, yeniden meydana gelen cesede taalluk eder.” (Kimya-i Saadet)

Ruh kavramı ile ilgili gerek felsefe, gerek bilim, gerekse dinler alanında birçok inceleme ve tanımlar vardır. Bizim asıl konumuz ruhsal zekâ ile ilgili olduğundan ruhun tanımı konusunda haddimizi bilerek daha fazla derine inmek istemiyoruz.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Zihinsel varlığımızı ruhsal varlığımızla koordineli bir şekilde ve güçlerini birleştirecek şekilde kullanabilirsek muhteşem zirveleri görmeye başlayacağız demektir. Pozitif zihinsel sinyallerimiz, eğer ruhumuzdan güç alıyorsa bizi büyük başarılar beklemektedir. Bir işi inançla, ruhla yaptığımızda sonuçları mükemmele yönelik olacaktır. Hani bazı sporcular için “ruhsuz oynuyor” ifadesi vardır ya… İşte, yaptığımız her işte aklımıza, zihnimize, bedenimize ruhsal zekâ ve gücümüzü katabildiğimizde mükemmelliğe doğru yol alıyoruz demektir.

Bilim, sanat, icatlar, ticaret, v.b. yaşamlarımızda gerçekleşen olaylar ruhsal güce dayanmaktadır. Büyük keşiflerde büyük ruhsal güçleri göz ardı etmemiz mümkün değildir.

Uyku sırasında bedenimiz tam bir dinlenme halindedir. Kalp atışlarımız ve nefesimiz yavaşlar; zihinsel çalışmamız durmuştur ama buna rağmen rüyamızda yürür, konuşur, koşar ve hatta uçarız. Gözsüz görür, kulaksız duyarız. Günlük hayatta çözemediğimiz problemleri çözeriz. Büyük dâhilerin, bilim adamlarının, keşiflerinin bir kısmını rüyalarında gerçekleştirdiklerini duymuşsunuzdur. Ünlü bilim adamı Mendelief’in, elementlerin atom ağırlıklarının periyodik sınıflandırılması işlemini rüyasında gerçekleştirdiği söylenmektedir. Büyük âlim Gazali, konuya ilişkin olarak şöyle demiştir: ”Uykuda iken duygu azalarının yolu bağlanıp kesilince, içerideki diğer pencere açılır.”

Yaşanmış bir hikâyemi sizlerle paylaşmak isterim:

Yıllar önce otomobilimden garip sesler gelmekteydi. Sesler, daha çok ilk kalkışta çıkmakta, araba hareket ettikten sonra kesilmekteydi. Hemen tamirciye gittim. Tamirci, arabayı biraz inceledikten sonra :” Ağabey, şanzımanı indirmemiz lazım” , dedi. Sonuçta iki gün süren bir tamirattan geçti otomobilim… Şanzıman indirildi, debriyaj, baskı plakaları elden geçti, bir sürü parça değişti. Nihayet iki gün sonra otomobili teslim aldım. Artık kendimden çok emindim; otomobilim tamir olmuştu ve yola koyuldum. Trafik ışıkları kırmızıyı gösterdiği an durdum. Yeşil yandığında harekete geçtim. O da ne? Sesler yine geliyordu. Bu kadar masrafa rağmen hala ilk kalkıştaki o ses gitmemişti. Yaklaşık üç gün boyunca düşündüm. Bu ses nereden gelebilirdi? O kadar kendimi kaptırmışım ki üçüncü gün rüyamda arabamı inceliyor vaziyetteydim. Orasına burasına bakıyor ve sesin nereden geldiğini tespit etmeye çalışıyordum. Birden şöyle bir ses duydum :” O ses, ekzosttan geliyor!”O anda uyandım ve sabahleyin erkenden arabamı bir ekzostçuya götürdüm. Ustaya durumu anlattım. Adam, arabanın altını inceledi ve şöyle dedi : ”Ağabey, ekzostun bir ucunun bağlandığı cıvata gevşemiş; sen ilk kalkışı yaparken, ekzostun titreşimden dolayı çıkardığı sesi duyuyormuşsun. Hemen cıvatayı sıkayım; başka sorun yok!”Birkaç dakikalık işlemden sonra cıvata sıkıldı. Teşekkür ederek ayrıldım. Artık otomobilimden o ses gelmiyordu…

Joseph Murphy,”Bilinçaltının Gücü” adlı kitabında yaşanmış bir olayı şöyle anlatıyor:

“Dört yıl önce, öğrencilerimden biri gazeteden kestiği bir kupürü bana yollamıştı. Bu kupürde Pittsburgh’da Jones and Laughlin Steel Corporation tarafından işletilen bir işyerinde çalışan ve çelik işleriyle uğraşan Ray Hammerstone adlı bir haddeciden söz edilmekteydi. Bu yazıya göre mühendisler, soğutma yatağına girmesi gereken düz çubukları hareket ettirecek olan yeni tesisatta, devreyi açacak olan anahtarı bir türlü kuramamışlar. Mühendisler yirmi-otuz sefer deneme yapmışlar ama bir türlü anahtarı çalıştıramamışlar… Hammerstone bu sorun hakkında uzun uzun düşünmüş ve işe yarayabilecek yeni bir tasarım hesaplamaya uğraşmış… Hiçbiri işe yaramamış… Bir gün öğleden sonra biraz uzanıp kestirmiş ve uykuya dalmadan önce yine bu anahtar problemini düşünüyormuş… Rüyasında anahtar ile ilgili mükemmel bir tasarımın çizildiğini görmüş… Uyandığında rüyasında gördüğü ayrıntılara göre yeni tasarımı hemen kâğıda dökmüş… Bir anlık kestirme Hammerstone’a on beş bin dolarlık bir çek kazandırmış ve bu miktar o şirketin bir işçisine ödediği en büyük rakammış…”[2]

 

Alman şair Durs Grünbein, ruhsal ilhamla ilgili şu soruyu sormaktadır:

” Ruhi süreç tam bir saklambaç oyunudur. Orijinal bir düşünce veya güzel bir mısra beyinde nasıl doğmaktadır?”

Dr. Murakami ise farelerin hipertansiyonu ile ilgili çalışmalarında, bu hayvanların tansiyonunu yükseltmek için kullandığı metotlardan hiçbirinde başarılı olamadığından, fakat bir gün aynı yöntemlerle uğraşırken kendi tansiyonunun yükseldiğini hissettiğinde, daha önce tansiyonu yüksek çıkmayan farelerin de tansiyonlarının yükseldiğinden ve bunun tesadüf olduğuna kendisi inandırmaya çalışmasından, ancak bunda başarılı olamadığından bahsetmektedir. Buna göre coşku ya da gerilim duygularının etrafımızdakilere iletildiğine inandığını itiraf etmektedir.

Birbirlerinden hiç haberi olmayan ancak, dikkat çekecek şekilde aynı davranışları gösteren çok kişi vardır. Özellikle bilimsel keşiflerde, aynı olayı, birbirinden habersiz olan farklı bilim adamları aynı zamanlarda bulabilmektedir. Bu olayların nasıl gerçekleştiği kesin olarak bilinmemekle beraber, bazı araştırmacılar kolektif bilinçten bahsetmektedirler. Fizikçi Daniel Bahm ve biyolog Rupert Sheldnake kolektif bilinç üzerine görüş bildirmişlerdir. En uygun fizyolojimizle yoğunlaşarak, inançlarımız aracılığıyla kendi kendimizi bir düzene sokabilirsek, bu kolektif bilince ulaşmanın yolunu bulabiliriz.

Bilincimiz bir şeylerle meşgulken bilinçaltımız boş durmaz. Bilinçaltınızdan gelen sese kulak verin. Bu ses, Yüreğindeki Sen’den gelebilir… Aklınıza ilginç bir şey geldiğinde bunu ciddiye alın ve unutmamak için hemen bir yere yazın.

Yüreğindeki Sen/Selçuk Alkan/Akis Kitap
www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Doğru Nasıl Bulunur? başlıklı makalemizde doğru nasıl bulunur, doğruyu bulma ve nasıl doğru bulunur hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir