Şükrederek İstemek

Written By: Süper Beyin - Nis• 27•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

duanin gucu

 

Hak aşığı  Hz. Mevlana, şükür konusunda şunları söylüyor:

“İyilik edene, ihsanda bulunana şükretmek, Allah’a şükretmektir. Çünkü aslında iyilik, ihsan, Allah’tan gelmektedir. İyilik duygusunu o kulun gönlüne koyan Allah’tır.

İyilik edene teşekkür etmemek de Hakk’a şükretmemektir. Şüphe yok ki onun hakkı, Hakk’a ulaşmıştır; onun hakkı olmuştur.”[1]

Elimizde olmayanlar için Evrenin Sahibinden isterken, elimizde olanlar için de şükretmemiz, teşekkür etmemiz, istediklerimizi gelmesini ve elimizdekilerin artmasına vesile olacaktır…Gül kokulu Resul’un, ”Şükür nimeti artırır.” , hadisi bu konuya işaret etmektedir. Şükrederek, dileklerimizin duaya dönüşüp kabul olmasına vesile olabiliriz. Allah’a minnet dolu bir kalp ile yalvarabilirsek, padişahlar padişahı, Evrenin Sahibi’nin El-Muciyb (Dua ve dileklere karşılık veren, icâbet eden; kendine yalvaranların istediklerini veren ) sıfatının tecellisi, dileklerimize cevap verecektir.

“Şükretmek, yaşamınıza daha çok şey katmanın mutlak yollarından biridir.” , diyor Marci Shimov… En çok okunanlar listesinde olan The Secret’in yazarı Rhonda Byrne ise şöyle diyor : ”Sahip olduklarınıza karşı nankörlük ederseniz, daha fazlasını yaşamınıza getirmeniz imkânsızlaşır. Neden? Çünkü nankörlük ettiğinizde yaydığınız duygu ve düşüncelerin tamamı olumsuzdur. Kıskançlık, alınganlık, doyumsuzluk size istediğinizi getiremeyecek duygulardır. Bunlarla ancak istemediğiniz şeyleri artırabilirsiniz. Bu olumsuz hisler, size gelmekte olan iyilikleri engeller.”

Şöyle devam ediyor, Byrne:

“Arzunuza şimdiden kavuşmuş gibi şükrettiğinizde, Evren’e çok güçlü sinyaller yollarsınız. Bu sinyaller şükrettiğinize göre, dileğinize kavuşmuş olduğunuzu ifade ederler. Sabahları yatağınızdan kalkmadan önce, yaşayacağınız güzel gün için, sanki o günü mükemmel yaşamışsınız gibi önceden şükretmeyi alışkanlık haline getirin.”[2]

Dr. Alexis Carrel,  şükrederek isteme hususunda şunları dile getiriyor:

“En yüksek ifadesiyle dua bir istekle son bulur, insan her şeyin sahibine, O’nu sevdiğini, nimetlerinden dolayı şükrettiğini, ne olursa olsun O’nun iradesini yerine getirmeye hazır olduğunu arz eder ve anlatır. Dua, bir temaşa, bir dalma haline gelir.”[3]

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

İnsan şükür sayesinde en yüksek mertebelere yükselir, nankörlükle ise aşağıların aşağısına düşer. Nimete saygı duymak, değerini bilmek, en önemlisi onun Allah’ın bir hediyesi olduğunu, onunla bize iltifatta bulunduğunu, denediğini düşünmek ve nimeti hor görmemek de bir şükürdür.

Şükrün ölçüsü kanaattir, iktisattır, Allah, az veya çok ne verirse rıza göstermek ve halden memnun olmaktır. Şükürsüzlüğün ölçüsü ise hırstır, israftır, nimete hürmet duymamaktır, haram helal demeyip rast geleni yemektir, almaktır.

Şükür, nimetleri artırır ve bereketlendirir, nankörlük ise batırır, helaka götürür. Allah herkese amelinin karşılığını verir ve şükredenleri mükâfatlandırır.

Aslında her birimizin milyarder olduğu söylense buna şaşırmamalıyız. Biz elimizdeki servetin farkında değiliz. Mesela, hangimiz gözümüzü milyarlara değişiriz? Ellerimizi kaç trilyona satarız? Bütün dünyayı verseler aklımızı verir miyiz? Akıl olmadıktan sonra bütün dünya bizim olsa ne önemi var ki? Peki, milyarlara, trilyonlara ve dünyalara değişmediğimiz bu organlar için Allah’a şükretmemiz gerekmez mi? Her sabah kalktığımızda yeni bir günün heyecanıyla ve elimiz, ayağımız, kolumuz tuttuğu için, gözlerimiz gördüğü için, kulaklarımız duyduğu için ve diğer hayati faaliyetlerimiz devam ettiği için şükretmemiz lazım gelmez mi? Bizler her zaman, ”Yarın şu işi, bu işi yapacağım.”, diyebiliyoruz. Yarına sağ ya da sağlıklı kalkacağımıza dair bir garanti var mı? Sabahleyin sağ-salim ve sıhhatli bir şekilde kalkmak, bizim zaten en doğal hakkımızmış gibi davranıyor ve önemsemiyoruz… Hâlbuki böyle bir garantimiz yok… Eğer sabah kalktığımızda, o gün yapacaklarımızı, işimizi, olumsuzlukları, ailemizi ve diğer güncel olayları düşünüp olumsuzluklar üzerine yoğunlaşıyorsak, burada frene basıp durmamız gerekiyor.İşte ”Yavaşla ve Dur!” tekniği… Sağlıklı olarak kalktık mı? İşte en büyük mutluluk kaynağı… Bize bu sağlığı ve bu muhteşem bedeni veren Evrenin Sahibine teşekkürlerimizi iletelim, şükredelim… O bizi her an duyuyor, görüyor, bizi bizden daha iyi biliyor… Sâdi-i Şirâzî, “Bir insan, her nefesinde Allah’a karşı iki şükür borçludur” der.  Çünkü bir soluk alıp vermede hayatını iki defa bağışlayan, iki defa can veren Allah’tır. Böyle bir Allah’a elbette dil ile hal ile ve kalp ile teşekkür etmek gerekir Şükürlerimizle birlikte dileklerimizi, dualarımızı O’na yöneltelim.



[1] Can,Şefik,Mesnevi Tercümesi,6.Cilt,s:575,Ötüken Yayınları

[2] Rhonda Byrne,The Secret

[3] Dr. Alexis Carrel,Dua

 

 

Yüreğindeki Sen/Selçuk Alkan/Akis Kitap

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan İnançlarımız ve Bakış Açılarımız başlıklı makalemizde bakış açılarımız, ben imgesi ve ego hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir