Vergiler ve Özal

Written By: Süper Beyin - May• 05•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

vergiler

Rahmetli Özal’la başlayan ve ödüllerle heveslendirilen bir vergi atağı vardı. Ülkeye bir anda altmış milyon gönüllü vergi kontrolörü kazandıran katma değer vergisi aynı dönemde hayata geçirildi. Sayın Ecevit’i, lafıyla bile iktidardan eden, “her işletmenin vergi levhasını görülen bir yere asması” zorunluluğu da Özal zamanında gerçekleşti.

O dönemlerde, küçük bir aile şirketi olmamıza rağmen, her yıl ardı ardına, birçok dev kuruluşu geride bırakarak, bronz madalya ile de olsa ödülsüz kalmadığımızı, büyük bir gururla belirtmek istiyorum. Ödül törenleri ve akşamına çoğu saraylarda verilen yemekler, vergi vermeyi özendirecek nitelikteydi. Hele Özal’ın kendine has üslubuyla yaptığı konuşmalar her şeyden daha değerliydi. Zaman içinde vergi gelirleri hızla artarken, sonraki yönetimlerin kalın çomakları, sistemi işlemez hâle getirmeseydi, belki de bu durumlara düşmeyecek, Avrupa kapılarını böylesine aşındırmayacaktık.

Eskiden bir firma kurmak için, Yüksekkaldırım’da kazıtılacak bir mühür ve kırtasiyeciden alınacak bir fatura koçanı yetiyordu. Bir ay boyunca kesilen “naylon faturalar” sektörün vergi dengelerini(!) düzenlerken, bazı açıkgözlere servet kazandırıyordu. Bu arada, firma kurmaktan otuz gün içinde vazgeçilirse(!), herkesin yaptığı yanına kâr kalıyordu. Bu garipliğe de yine Özal döneminde son verildi.

Aslında herkes için geçerli olan, girişimci için de geçerlidir. Bunun adı dürüstlüktür. Ama özellikle bazı sektörlerde, yolsuzlukların böylesine büyümesindeki esas suç devleti yönetenlerdedir. Ekonomi dediğiniz, tabiat kurallarına benzer tarzda çalışır. Eğer siz bazı kapıları kapatıp, bazılarını açık bırakırsanız, o açık kapılardan akla hayale gelmedik şeyler geçer. İnşaat ve otomotiv, ülke ekonomisini sürükleyen en büyük iki sektör olmasına rağmen, o konulara vergi iadesi olmayışı, kontrolsüz kalan kapıları bütünüyle açıyor. Vergi iadesi uygulanmayan her konuda, halkın denetimi devreden çıktığı için vergi kayıpları artıyor. Maalesef bu açık alanlar yıllardır kapatılamadı.

Çok önemli bir konu da kayıt dışı ile ilgili: Sanayi malı üreten kuruluşların bütün satışları faturalı yapılırken, eve hitap eden mallarda, özellikle vergi iadesi alanı dışında kalan konularda, alıcı ile satıcının arasına kara kedi gibi giren KDV, her şeyi zorlaştırıyor. Özellikle lokantalarda ve gıda maddesi satılan yerlerde, devlete ödenmesi gereken KDV’ler satıcıda kalırken, diğer birçok ürünün katma değer vergisi, alıcı ile satıcı arasında paylaşılıyor. Vergi oranlarının yüksek oluşu ise, kolay ikna olan vicdanlara, önemli senaryolar oluşturma mazereti sağlıyor. Sonunda; milyonlarca ülke insanı işsiz kalırken, kaçak işçi kullanımı artarak devam ettiği gibi, vergi verenin kendisini aptal gibi gördüğü bir durum ortaya çıkıyor.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Kayıt dışı önlenmiş olsaydı, faturasız satışlar olmayacaktı. Kaçak işçi çalıştıranlar, masraf gösteremedikleri için öyle büyük vergiler ödemek zorunda kalacaklardı ki, ilk işleri, “dünyanın, ücretlerinden en yüksek oranlarda kesinti yapılan insanları da olsalar, yerli elemanları tekrar işe almak olacaktı.

Ayrıca bir konu daha var ki, çoğu insanın gözünden kaçmış olabileceğini düşünüyorum: Katma değer vergisi; katılan değerden alınıyor. Bunun için yapılan hesap çok basit. Aylık cironuzun yüzde on sekizini hesaplayıp, o ay içinde ödemiş olduğunuz KDV’leri düşüyorsunuz. Ödemek zorunda olduğunuz vergi çıkıyor ortaya. Bu hesaba göre; yaptığınız kâr ile birlikte ödediğiniz işçi ücretleri de, bir anlamda, tekrar vergilenmiş oluyor. Oysa, ücretlerden alınan bu vergi kimsenin aklına takılmıyor. Özellikle emekyoğun işlerde, esas yekûnu işçi ücretleri oluşturuyor. Bir işçinin işverene maliyeti zaten net ücretin iki katı civarında olduğundan, hesaplanan ve kaynağında alınan KDV de bir anlamda, yüzde oyuz altıyı buluyor. Bu yükü ise, çoğunlukla emek gücü ile iş yapan küçük işletmelerin fedakâr sahipleri çekiyor. Bize göre bu duruma devlet tarafından bir çözüm, bir kolaylık bulunmalı, altın yumurtlayan tavuğa yazık edilmemelidir.

Akıllı bir girişimci bu hesapları bilmeli ve işini ona göre kurmalıdır diye düşünüyorum.

 

Gazanfer Sanlıtop

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Esnek Ol, Dünyanın Hakimi Ol başlıklı makalemizde esnek olmak, etkili iletişim ve insanlarla iyi iletişim hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir