Vücudumuz Eşi Bulunmaz Bir Tesistir

Written By: Süper Beyin - Nis• 18•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

3

 

Bedenimiz muhteşem bir tesistir. Bu tesiste en mükemmel laboratuarlar, üreteçler, makineler, sistemler bulunmaktadır. Ve bu sistem yakıt ve onarım işlemlerini mükemmel bir şekilde yapmaktadır. Benzetme yapacak olursak gıda deposu, ısıtma tesisleri, askeri üsler, alarm sistemleri, işitme aygıtları, rasathaneler, alıcılar, antenler, algılama sistemleri, kanalizasyon sistemleri yer almaktadır.

Vücudumuzu oluşturan 300 triyon hücre, yaklaşık 4 x 1027 atomdan meydana gelir. Bedenimiz,500.000 dokunma dedektörü,200.000 ısı dedektörü ve 4 milyon acıya duyarlı yapıdan oluşan bir ağla beynimize sürekli bilgi aktarır.

 

Kanımız, en kaliteli otobanlar misali olan damarlarımızdan vücudumuzun tüm zerrelerine oksijeni ve besinleri taşır. Gittiği her yere gerektiği miktarda taşıma yapar. İçerisinde ihtiva ettiği alyuvarlar, oksijen nakli görevini üstlenirler. Akyuvarlarımız ise yabancı mikro-organizmalara karşı savunma askerlerini savaştırır. Elimiz çizildiğinde akan kan nasıl donmaktadır? Trombositler kanın pıhtılaşmasını sağlayarak kanamanın durdurulması ve yaranın paketlenmesi işlemini gerçekleştirirler. Kanımızın bu işlevleri için biz :” Ey kan! Haydi, parmaklarımızın ucuna oksijen götür; parmağımıza iğne battı ve mikroplar vücudumuza hücum ettiler; şunları

defet!” demiyoruz. Her şey muntazam olarak, kendilerine verilen ilhamla çalışmakta…

Uzuvlarımızın hareketleri kaslarımız aracılığıyla olmaktadır. Beynimiz emir verir, sinirlerimiz sinyal gönderir; sinirler kasları, kaslar da uzuvları harekete geçirir. Bir kısım kaslarımız ise kendi irademiz dışında, otonom sinir sistemimiz sayesinde çalışır. Kalp kasımız buna örnektir. Eğer kalp kasımızı çalıştırma iradesi bize verilseydi, en ufak bir ihmalde biyolojik yaşamımız son bulurdu. Her an kalp kasını kontrol etmek de hayatı inanılmaz zorlaştırırdı. Uyurken ne yapardık bilemiyoruz…

Kemiklerimiz vücudumuzun dayanaklarıdır, sütunlarıdır. Sütunsuz bina nasıl ayakta duramazsa, iskelet sistemimiz olmadan ayakta duramayız. Kan hücrelerinin imalatı, iç organlarımızın dış darbelere karşı korunması yine göğüs kafesimizdeki kemikler vasıtasıyla olmaktadır. Bir şeyi almak, tutmak, taşımak için yine kemiklerimize ihtiyacımız var… Kemiklerimiz olmasa herhalde sallanan puding gibi olurduk…

Ayağımıza bir şey batsa, sinir sistemimiz devreye girerek, refleks hareketleriyle, batan şeyden kaçınırız. Sinir sistemimiz, beyin, omurilik ve sinirlerden oluşur. Omurilik soğanı solunum, boşaltma, dolaşım gibi yaşamsal faaliyetlerini sevk ve idare eder. Reflekslerimiz sayesinde tehlikeli ortamlardan kaçınırız. Bu ikaz işlemlerini nöron denilen sinir hücreleri tarafından teşekkülü, elektrik akımı vasıtasıyla olur. Evet, insan vücudu elektrik üretir ve bunu kullanır. Sinir sistemimiz arızalanırsa (felç gibi) hareketlerimiz ve reflekslerimiz çalışamaz hale gelir. Ne muhteşem bir kontrol sistemine sahibiz değil mi?

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Kalbimiz dolaşım sistemimizin merkezidir. Kalbimizin kanı pompalamasıyla en ücra köşelere kadar ulaşılır. Kirlenen kanımız akciğerlerimizde temizlenir. Her soluk alış verişimizde bu işlemler muntazam bir ritim üzere devam eder. Kanımız, vücudumuzun tüm zerrelerine, önce atardamarlar sonra kılcal damarlar vasıtasıyla taşınır. Kan ulaşan yerlere oksijen ve besin gider.

Besin maddeleri oksijen tarafından yakılır ve meydana gelen enerji ile vücut makinemiz çalışır. Gıdaları çeşitli işlemlerden geçirerek enerji üreten ve kullanan muhteşem bir makineye sahibiz…

Aldığımız besinler midemizdeki kasların kasılmasıyla ve çeşitli enzimlerle birlikte sindirilir. Posalar, bağırsaklar vasıtasıyla dışarı atılırken, kan ve hücrelerdeki artık ve zararlı maddeler böbreklerimiz tarafından süzülerek dışarı atılıyor. Üre, ürik asit, tuz gibi maddeler kan ile böreklerimize gelerek idrar havuzunda toplanıyor. Bu idrar torbası olmasaydı, her an idrar akıp duracaktı…

Hele şu karaciğerimiz… Muhteşem ve muazzam bir laboratuar… Bu güne kadar insan eliyle üretilememiş biricik depolama, sentezleme, süzme ve bakım laboratuarı… Karaciğerimiz için erzak deposu bir fabrika benzetmesi yapabiliriz. İnce bağırsağımızda emilerek kana karışan gıdalar, ihtiyaç durumunda kullanılmak üzere şeker ve asitler glikojen halinde kullanılmaya hazır vaziyette karaciğerimizde depolanır. Yağları sindirebilmek için safra suyunu üretir ve salgılar. Safra kesemiz olmasaydı yağlı gıdaları sindiremezdik. Ve bir mucize daha: Karaciğerin bir kısmı alınsa bile kalan kısımdaki hücreler eksik kısmı tamamlıyor… Kendini tamir eden sistem ve bu sisteme biz sahibiz… Evren’in Sahibi bunu bize bahşetmiş… Kendimizi tanıdıkça hayrete düşecek çok şeyimiz var…

Dilimiz, konuşmamıza vesile olduğu gibi besinlerin tadını alabilme ve dişlerimizle çiğnediğimiz yiyecekleri, ağzımızda konumlandırmaya yarıyor… Lezzetsiz, pis, çürük ve çirkin bir besini tad alma duyumuz olmasaydı herhalde fark etmeden yerdik ve zararını görürdük… Yaratıcımız, yaşamımızı sürdürebilmemiz için beslenmemizi sağlamak amacıyla, gıdalara lezzet denen oluşumu vermiş ve bizler beslenirken aynı zamanda tad alıyoruz… Herhalde tat alma duyumuz olmasaydı kendimizi beslemek zor ve zorunlu bir görev haline gelecekti…

Gözlerimiz aracılığıyla yaşadığımız çevreyi görür ve algılarız. Çevremizdeki varlıkların görüntüsü beynimiz içerisinde ters bir şekilde oluşur ama gerekli işlemlerden geçerek biz onları düz olarak görürüz. Bu işlemi beynimiz sağlar. Sadece gözümüz olsaydı ama beynimiz olmasaydı yine göremezdik… Uzaklık, yakınlık ve netlik ayarları bir kameradan çok daha üstün bir şekilde ve otomatik olarak gözümüz tarafından yapılır ve beynimiz tarafından algılanır…

İşitme sinirleri sayesinde çevremizdeki sesleri duyarız. Kulak zarının gergin olması ve ses dalgalarından zarar görmeme için orta kulaktan nefes borusuna bir kanal açılmıştır. Uzmanlar yüksek seslerde ağzımızı açık tutarak kulak zarımızı patlamaktan kurtarabileceğimizi söylüyorlar…

 

Yüreğindeki Sen/Selçuk Alkan/Akis Kitap

www.superbeyin.gencgelisim.com


 

Bir önceki yazımız olan Çalışma Etiğiniz başlıklı makalemizde başarı için çalışma etiği, çalışma etiği ve çalışma etiğiniz hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir