Yaralı Deve

Written By: Süper Beyin - Tem• 19•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

deve1

 

Gül devrinin güllerinden Hz. Ömer’in devleti yönettiği zamanlardaydı.

Hz. Ömer bir gün Medine sokaklarında telaşlı adımlarla, endişe içinde ve üzgün dolaşıyordu hızlı adımlarla. Bir elinde katran, diğerinde kanlı bir bez, dört bir yana göz gezdirerek ilerliyordu. Bir şey arıyordu belli ki.

Peygamber bahçesinde yetişen, Güllerin efendisinin dizinin dibinde büyüyen Hz. Ali, dostu ve kardeşi Ömer’in bu halini görünce, olağan dışı bir durum olduğu anladı.

Mü’min, diğer bir mü’minin ayağına batn dikenin acısını kalbinin derinliklerinde hissedebilen insandı. Kardeş kardeşin sevincine, mutluluğuna, üzüntüsüne, elem, keder ve telaşına ortak olmalıydı. Koşarcasına giden Ömer’e yetişti  Ali ve dedi ki:

-Ey Ömer, nereye böyle telaş içinde?

Ömer kederli yüzünü Ali’ye döndü ve heyecan içinde elindeki örtüyü göstererek dedi ki:

-Ey Ali! Elimdeki bu örtü yaralı bir deveden düşmüş. Yarlı olduğuna göre bakıma ihtiyacı var  Sinekler onu rahatsız eder. Bu katranı onun yarasına süreceğim. Sinekler rahatsız etmesin, yarası da çabuk iyileşsin.

 

Hz. Ömer, sadece yönettiği insanların huzurunu, mutluluğunu, güvenliğini ve rahatını değil, hayvanların da rahatını, sağlığını, ihtiyaçlarını da düşünen, bunun için gece gündüz çalışan sorumluluk duygusuna sahip bir yöneticiydi.

 

Onun bu hali Hz. Ali’yi duygulandırdı ve dedi  ki gıptayla, sevgiyle gülümseyerek:

-Ey Ömer! Senden sonraki yöneticilere, şefkat, merhamet ve adalete dair yapacak hiçbir şey

bırakmayacak mısın?

 

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Hz. Ömer, gözleri dolu dolu, ağlamaklı ve dudağında titreyen kelimelerle dedi ki:

-Ey Ali! Ne diyorsun sen? Ben  öylesine ağır bir yükün ve sorumluluğun altındayım ki,

belim bükülüyor ağırlığından, korkuyorum akıbetimden. Dicle nehrinin köprüsü delinse, oradan geçen bir hayvanın ayağı incinse, Allah’ın beni hesaba çekip bu nedenle cezalandıracağından korkarım.

 

Ardına bile bakmadı Ömer. Hz. Ali’yi oracıkta bıraktı ve yoluna devam etti. Yaralı deveyi aramaya koştu.

Şefkat ve merhamet medeniyetinin Ömer’iydi o…

 

 

İnsanlar aç, sefil, perişan, hasta, çıplak, evsiz barksız, işsiz güçsüz, bir dilim ekmeğe, bir yudum temiz suya muhtaç ve çaresiz beklerken, her gün bilmem ne kadarı ölürken..yeni ve akıl almaz silahlar üreten, toplumların üzerine boca eden, uzayın derinliklerinde seyahat eden, dünyayı avucunun içine almaya uğraşan, saraylarda ve kuş tüyü yataklarında rahat uyuyan dünya yöneticileri..

Kulaklarınız çınlasın..

Her biriniz bir Ömer olsanız ne kaybedersiniz?

Ey bu çağın anneleri, ne zaman doğuracak ve yetiştireceksiniz Ömerlerini zamanın?

 

Saniye Kaya

www.superbeyin.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Ağaç Şahit Olunca başlıklı makalemizde adalet öyküleri, hak öyküleri ve kıssalar hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir